BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 14.11.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
251
Dün
:
4633
Toplam
:
14841509
Sanal Bakış Mehmet SANAL
KURBAN KESMEK, KURBAN ETMEK
yozgatgazetesi@yahoo.com
Adem’in iki oğ­lu Ha­bil ile Ka­bil, ken­di­le­ri­ni Al­lah’a yak­laş­tır­mak için bi­rer kur­ban sun­muş­lar­dı. Bun­lar­dan Ha­bil’in kur­ba­nı ka­bul edi­lir­ken Ka­bil’in kur­ba­nı ka­bul edil­me­miş­ti. Kur­ba­nı­nın ka­bul edil­me­yi­şi­ne öf­ke­le­nen Ka­bil, kar­de­şi Ha­bil’e “Se­ni mut­la­ka öl­dü­re­ce­ği­m” de­miş­ti. (Mai­de27) Ka­bil, kar­de­şi Ha­bil’i hır­sı­na kur­ban et­miş­ti .
O gün­den be­ri ya­ra­da­nın rı­za­sı için Kur­ban Kes­mek ile ya­ra­dı­la­nın Hır­sı için kur­ban et­mek bir­lik­te anı­lır ol­du.
Al­lah’ın “Her üm­met için biz bir kur­ban iba­de­ti koy­du­k” (Hac34) buy­ru­ğu is­ti­ka­me­tin­de KUR­BAN KES­MEK; Se­ma­vi din­le­rin ki­mi­ne gö­re farz, ki­mi­ne gö­re sün­net, ki­mi­ne gö­re va­cip sa­yı­lır­ken; KUR­BAN ET­MEK; Kıs­kanç­lı­ğın ve ha­set­li­ğin do­ğur­du­ğu, or­tak ka­bul et­mez ik­ti­dar hır­sı­nın ne­ti­ce­si ol­mak­ta, in­san­lı­ğa onul­maz ya­ra­lar aç­mak­ta, te­la­fi­si ol­ma­yan acı­lar ya­şat­mak­ta­dır.
Yü­ce ki­ta­bı­mız Kur’an “Kes­ti­ği­niz kur­ban­la­rın et­le­ri de kan­la­rı da O’na ulaş­maz. O’na ula­şan sa­de­ce si­zin tak­va­nız­dır.” (Hac37) bu­yu­ru­yor.
O hal­de, Al­lah’a ulaş­ma­sı­nı is­te­di­ği­miz TAK­VA ne­dir?
İl­mi ve di­ni kay­nak­lar; sa­mi­mi­yet ve gü­zel ah­lak ile har­man­lan­mış, İN­SAF, MER­HA­MET, MÜ­SA­MA­HA, ŞEF­KAT, VİC­DAN ve ADA­LET kav­ram­la­rı­nın tü­mü­nü bir­den TAK­VA ola­rak ta­rif edi­yor.
KUR­BAN KES­MEK , Al­lah rı­za­sı için kan akıt­mak­tan iba­ret iken; biz, bi­zi “eş­re­fi mah­lu­ka­t” se­vi­ye­si­ne yük­sel­ten bu gü­zel kav­ram­la­rı ‘HIRS’la­rı­mı­za kur­ban ede­rek in­san­lı­ğı­mı­zı yi­tir­dik.
İn­san­lı­ğı­mı­zı ke­ma­le er­dir­me hu­su­sun­da bi­ze yar­dım­cı ol­ma­sı ge­re­ken, din ada­mı ve ila­hi­yat­çı kis­ve­sin­de­ki in­san­lar, gü­cü elin­de bu­lun­du­ran­la­ra yol gös­te­rip, güç­lü­nün hır­sı­nı tat­min ede­rek dün­ya­lık ka­zan­ma gay­re­ti­ne gir­di­ler.
İn­san, in­san ol­mak­tan, din de din ol­mak­tan çık­tı.
İn­san Al­lah’ın de­ğil gü­cü elin­de bu­lun­du­ra­nın ku­lu, din de Al­lah’ın de­ğil gü­cü elin­de bu­lun­du­ra­nın hiz­met­ka­rı ol­du.
Di­ni ve ah­la­ki ku­ral­lar için­de Hakk’ı tem­sil eden;
İN­SAF’ı mer­ha­met­siz­li­ğe kur­ban et­tik de en ufak bir MER­HA­MET’i mü­sa­ma­ha­sız­lı­ğa kur­ban et­tik de hoş gör­me­yi ba­zı ku­sur­la­rı gör­mez­den gel­me­yi be­ce­re­me­dik.
MÜ­SA­MA­HA’yı şef­kat­siz­li­ğe kur­ban et­tik de dı­şı­mız­da­ki­le­re kar­şı se­ve­cen ol­ma­yı ba­şa­ra­ma­dık.
ŞEF­KAT’i vic­dan­sız­lı­ğa kur­ban et­tik de ah­la­ki hiç­bir il­ke umu­ru­muz­da ol­ma­dı.
VİC­DAN’ı ada­let­siz­li­ğe kur­ban et­tik de hak, hu­kuk da ney­miş? Her­şey bi­zim hak­kı­mız de­dik.
ADA­LET’i zul­me kur­ban et­tik de za­li­mi al­kış­la­dık.
“Zul­mü al­kış­la­ya­mam, za­li­mi as­la se­ve­me­m” di­yen Mer­hum Meh­met Akif’i me­za­rın­da bi­le ra­hat et­ti­re­me­dik.
Di­ni, ima­nı, hu­ku­ku, me­de­ni­ye­ti eli­mi­zin ter­siy­le itip zul­me dal­ka­vuk­lu­ğu adam­lık , in­san­lık san­dık.
Önü­mü­ze atı­la­cak ke­mi­ğin, ru­hu­mu­zu sa­ran lez­ze­ti­ni düş­le­ye­rek ‘su akar­ken tes­ti­yi dol­dur­ma’nın haz­zı­na dal­dık.
Biz, dün­ye­vi­leş­me­nin her tür­lü ni­me­ti­ni ar­sız­ca te­piş­ti­rir­ken Al­lah’tan gay­ri sa­hi­bi ol­ma­yan bi­ça­re ço­cuk­la­rı­nın aş­rı tit­re­ten ahı­nı duy­maz­dan, gör­mez­den, bil­mez­den gel­dik.
De­niz­de bo­ğu­lan ço­cuk­la­ra ce­na­ze ara­cı ver­me­me­yi va­tan­se­ver­li­ğin öl­çü­sü ha­li­ne ge­tir­dik.
Oy­sa bi­zim yü­ce di­ni­miz, müş­rik ka­fir ço­cuk­la­rı­nın bi­le, rüş­te er­me­den öl­me­le­ri ha­lin­de cen­net eh­lin­den ola­ca­ğı­nı bil­dir­mek­te­dir.
Bi­ze ne ol­du da; di­nin en ra­hat ve en ser­best ya­şan­dı­ğı­nı san­dı­ğı­mız bir dö­nem­de, di­nin sem­bol ve şi­ar­la­rı­nın en ra­hat kul­la­nıl­dı­ğı za­man­da, di­ne iliş­kin bü­tün ya­sak­la­rın or­ta­dan kalk­tı­ğı­na ina­nıl­dı­ğı dö­nem­de ; in­sa­nı, Al­lah’a ulaş­tır­dı­ğı­na ina­nı­lan TAK­VA’yı oluş­tu­ran gü­zel kav­ram­la­rı bi­rer bi­rer kur­ban et­tik ?
Ben bu so­ru­nun ce­va­bı­nı, Di­ya­net İş­le­ri es­ki baş­kan­la­rın­dan Prof.Dr. Ali Bar­da­koğ­lu’nun “İs­lam ışı­ğın­da Müs­lü­man­lı­ğı­mız­la YÜZ­LEŞ­ME­” ad­lı ki­ta­bı­nın 125 ve 126. Sa­hi­fe­le­rin­de bul­du­ğu­mu sa­nı­yo­rum. Ho­ca şöy­le di­yor : “Din yo­rum­cu­su­nun lü­tuf­kar mü­sa­ade­le­ri­ne ha­va­le edil­miş din, di­ni de de­mok­ra­si­yi de ra­yın­dan çı­ka­rı­r” DİN YO­RUM­CU­LA­RI­NIN;
“Müs­lü­man­la­rın ha­ya­tın­da yö­ne­ti­min iba­det öl­çü­sün­de de­ğe­ri var­dır. Çün­kü inanç, iba­det ah­lak ve tüm il­ke­le­ri ile is­la­mı ya­şa­mak, yö­ne­ti­me ha­kim ol­mak­la, yö­ne­tim il­ke­le­ri­ni öğ­ren­mek­le ve yö­net­mek­le an­cak müm­kün­dür. Bu ba­kım­dan ça­ğı­mız­da Müs­lü­man­la­rın özen­le üze­ri­ne eğil­me­le­ri ge­re­ken alan­lar­dan bi­ri şüp­he­siz yö­ne­tim ile il­gi­li hu­sus­lar­dır. Hat­ta bu alan ile meş­gul ol­mak üm­me­ti Mu­ham­med için far­zı ki­fa­ye­di­r”
TAR­ZIN­DA BİR SÖY­LEM­LE DE­MOK­RA­Sİ MÜ­CA­DE­LE­Sİ­Nİ DİN ZE­Mİ­Nİ­NE TA­ŞI­MAK, NA­SIL BİR DU­RAK­TA SO­LUK­LA­NA­CA­ĞI BEL­Lİ OL­MA­YAN TO­TA­Lİ­TER BİR AN­LA­YI­ŞI DİN­LE BES­LEN­Dİ­Ğİ İÇİN ÖN­LE­NE­MEZ HA­LE DE GE­TİR­MİŞ OL­MAK­TA­DIR.
Böy­le­ce, adı­na ‘de­mok­ra­si’ de­di­ği­miz ve in­san onu­ru­na en uy­gun olan si­ya­si re­jim, bi­ze din di­ye yut­tu­ru­lan ‘din ti­ca­re­ti’ ne Kur­ban edil­miş ol­mak­ta­dır.
Si­ya­si re­ji­mi kur­ban ede­rek, ül­ke­yi ve mil­le­ti kur­tar­mak müm­kün ol­sa, öpüp ba­şı­mı­za ko­ya­lım. La­kin bu­nun müm­kün ola­ma­ya­ca­ğı­nı, sa­yın Bar­da­koğ­lu Ho­ca, ay­nı ese­rin 130. Sa­hi­fe­sin­de şöy­le açık­lı­yor: “Din ek­se­nin­de iç si­ya­set di­ne za­rar ver­di­ği, di­ni de­ğer­le­ri yıp­rat­tı­ğı, baş­lan­gıç­ta din­dar­la­rı mut­lu eder gö­rün­se de so­nuç­ta din­dar­la­rı ren­ci­de et­ti­ği gi­bi dış si­ya­set de öy­le­dir. Müs­lü­man dev­let­ler­le ta­ri­hi tec­rü­be ve ül­ke in­san­la­rı ara­sı ma­ne­vi bağ­lar se­be­biy­le da­ha sı­cak bir iliş­ki ku­rul­ma­sı müm­kün ise de ulus­la­ra­ra­sı iliş­ki­ler te­mel­de ül­ke çı­ka­rı ve ulus­la­ra­ra­sı ant­laş­ma­lar ze­mi­ni­ne otu­ru­r”
Hiç­bir Müs­lü­man Ül­ken ve O ül­ke­le­rin Müs­lü­man halk­la­rı, “Siz Müs­lü­man­sı­nı­z” di­ye şah­si ve ül­ke çı­kar­la­rı­nı si­ze kur­ban et­mez­ler.
Siz ma­ne­vi duy­gu­lar­la Kur­ban et­tik­le­ri­mi­zi ka­yıp ha­ne­si­ne yaz­mak­la ye­tin­mek zo­run­da ka­lır­sı­nız.
Al­lah rı­za­sı için KES­Tİ­Ğİ­NİZ KUR­BAN­LAR kur­tu­lu­şu­nu­za ve­si­le ol­sun.
Hır­sı­nı­za ye­nik dü­şe­rek KUR­BAN ET­TİK­LE­Rİ­NİZ için Al­lah af­fet­sin.
Her gü­nü­nüz bay­ram ol­sun.

21.08.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÜCRETLER
MEHMET SANAL BEY ÇOK GÜZEL BİR KONUYU ELE ALMIŞ ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM. GERÇEKTEN BEN ŞUNU HEP MERAK ETMİŞİM DİR
MİLLETVEKİLİNİ SEÇEN HALK MİLLETVEKİLİNDEN ÇOKMU ZENGİN.
VEYA BİR BAĞKUR SSK EMEKLİSİ VEKİLİN ALDIĞI AYLIĞIN 10 DA 1 İNİ BİLE ALAMIYOR.ARADA UÇURUMLAR VAR! BİZİM SEÇTİĞİMİZ
VEKİLLER DEVLETİN HER İMKANINDAN FAYDALANIYOR DA EMEEKLİYE
ÇALIŞANA İNSAN GİBİ ONURLU BİR ŞEKİLDE YAŞAYACAĞI MAAŞINI
NEDEN VERMEK İSTEMİYORLAR.VEKİLLER ASGARİ ÜCRETLE GEÇİMİNİ TEMİN ETSELERDİ ACABA NE YAPARLARDI...
bayram -- 05.06.2012 13:51
ÜCRETLER
Bu hükümet ilk iş başına geçtiği yıllarda memur ve emekli maaşlarının enfilasyon oranında artacağını kayıt altına aldı. İlk yıllarda enfilasyon düşük olduğu için vadedildiği şekilde artırıldı. Son yıllarda enfilasyon artmasına rağmen düşük gösterilmeye çalışarak maaşların artışını düşürdü. Şimdi enfilasyon fırladı hala düşük gösteriliyor. Bir ev kadını pazara beşyıl önce 20 lirayla çıkabilirken şimdi 50 lirayla eli boş dönüyor. Enfilasyonu tencere kaynatana hesplatsalardı maliye bakanından daha çabuk hesabın içinden çıkardı. Hoş, hükümet artık enfilasyon oranına değip dokunmadan memur ve emeklisine % 4 artış veriyor. Bu artışı ikiye bölüyor. Hatta artış farklarını ve artışlarıda altı ay sonra maaşlara yansıtıyor.

Ben bir emekli olarak, maaşımın artırılmasınıda istemiyorum. Yeterki yavan ekmeğimizide elimizden almasınlar. Sayın başbakan, üç çocuk tavsiye ediyor fakat, dünyaya getirilmiş olan çocukları, gençleri hangi garati, hangi güvence altına alıyor? Sağlık sigortası adı altında işsiz gençlere ayda en az 35 lira yük yükledi. Bu yük gençlere değil; emekli, gariban evladına iş, aş bulamayan ailelerin sırtına yüklendi. Zenginin okulu paralı, iş kurma hayali zaten çantada keklik. Sağlık sigortasıyla ne işi olacak.

Diğer taraftan kaçak elektirik paraları dürst vatandaşa yükleniyor. Su parasına katı atık adı altında 8 lira zam ekleniyor.

Maaşlarda henüz zam göremedik fakat, faturalarda öyle çok eklemeler, ödemeler görüyoruzki!

Milletin oyunu alarak, millet vekili seçilenler, meclise bakan olarak koltuk işgal edenler bu milletin karşısında bu kadar maaşa imza atıp ceplerine indirirken, bu milletin nasıl geçindiğini, nasıl yaşadığını düşünüyorlar mı acaba? Gece başlarını yastığa koyunca vicdanları azıcık sızlıyor mu?

İnşallah merhamet ve vicdan sahibidirler.

Bu hükümet böyle olursa, başka hükümet nasıl olurdu? Allah korusun!
suzan -- 04.06.2012 23:47
KORUMA KANUNU GÖLGESİNDE İSTİSMAR
Uzun olmasına rağmen her kelimesi dikkatle okunup konu üzerinde düşünülmesi gereken emek verilerek yazılmış bir yazı.

Halkının hakkını korumaktan aciz yaratıkların Hakkın Rahmetine kavuşmuş liderleri ve Allahın seçtiği koruduğu kulunu koruma cürretini göstemeye çalışması cehaletinin göstergesidir.

suzan -- 14.05.2012 23:32
KORUMA KANUNU GÖLGESİNDE İSTİSMAR
hocam,mükemmel bir analiz yapmışsınız.tebrik ve teşekkürler..
fulya -- 08.05.2012 09:25
KORUMA KANUNU GÖLGESİNDE İSTİSMAR
sayın yazar bu son yazınız cok ciddi bir araştırma sonucu hazırlanmış..yorumunuza katılmamak mümkün değil.doğru görüşlere hep saygı duymak gerekir ama ben şahsen sizin yazılarınızı takdirle de okuyorum.iyi günler..
lale -- 22.04.2012 16:03
AYET Mİ? HADİS Mİ?
Bravo,bravo,alkış,alkış.Bu kadar açık,bu kadar duru,bu kadar aydınlık bir anlatım ancak sizin kaleminizden çıkardı.Teşekkürler Mehmet beyciğim.İstanbuldan selam ve saygılar.
Abdülkadir Çapanoğlu -- 20.04.2012 14:10
Vasiyet
Yazılarınızı oldukca dolu ve sürükleyici buluyorum ve bu sebeple sürekli okuyorum.Kaleminize uzun ömürler diliyorum.Saygılarımla..
lütfi -- 16.04.2012 08:20
Vasiyet
Nereden başlasam diye karar veremedim ama önce bu şekildeki yazınızı tebrik etmemek çok bencillik olur. Sizin düşünceleriniz ve yazmış olduğunuz yazılar daima bana ortaokul da yan yana oturduğumuz rahmetli Necip ALTINOK'u hatırlatmaktadır. Bazı düşünceler ve çapraşık görüşler bu değerli kardeşimize kıymışlar ve şehit etmişlerdir.

Kardeşim lütfen bağışlayın sizi tekrar tebrik eder başarılarınızın devamını dilerken saygı ve selamlarımı sunarım. Nezih KÖKSAL
Nezih KÖKSAL -- 10.04.2012 21:18
Vasiyet
Yazılarınızdan anlıyorum ki,oldukca kültürlü ve birikimlisiniz.üslubunuz da oldukca hoş..Bu köşeden daha sık yazabilirseniz çok sevineceğim.başarı dileklerimle..
Ayla -- 09.04.2012 09:32
Vasiyet
Değerli Mehmet Beyciğim.Gözlerim yaşararak okuduğum bu makalenizi bende torunlarıma miras bırakmak için kopyaladım dosyama koydum.Yüreğinize sağlık der, İstanbuldan sevgi ve selamlarımı sunarım..
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 04.04.2012 23:37
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
3
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00