BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 14.11.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
194
Dün
:
4633
Toplam
:
14841510
Sanal Bakış Mehmet SANAL
KURBAN KESMEK, KURBAN ETMEK
yozgatgazetesi@yahoo.com
Adem’in iki oğ­lu Ha­bil ile Ka­bil, ken­di­le­ri­ni Al­lah’a yak­laş­tır­mak için bi­rer kur­ban sun­muş­lar­dı. Bun­lar­dan Ha­bil’in kur­ba­nı ka­bul edi­lir­ken Ka­bil’in kur­ba­nı ka­bul edil­me­miş­ti. Kur­ba­nı­nın ka­bul edil­me­yi­şi­ne öf­ke­le­nen Ka­bil, kar­de­şi Ha­bil’e “Se­ni mut­la­ka öl­dü­re­ce­ği­m” de­miş­ti. (Mai­de27) Ka­bil, kar­de­şi Ha­bil’i hır­sı­na kur­ban et­miş­ti .
O gün­den be­ri ya­ra­da­nın rı­za­sı için Kur­ban Kes­mek ile ya­ra­dı­la­nın Hır­sı için kur­ban et­mek bir­lik­te anı­lır ol­du.
Al­lah’ın “Her üm­met için biz bir kur­ban iba­de­ti koy­du­k” (Hac34) buy­ru­ğu is­ti­ka­me­tin­de KUR­BAN KES­MEK; Se­ma­vi din­le­rin ki­mi­ne gö­re farz, ki­mi­ne gö­re sün­net, ki­mi­ne gö­re va­cip sa­yı­lır­ken; KUR­BAN ET­MEK; Kıs­kanç­lı­ğın ve ha­set­li­ğin do­ğur­du­ğu, or­tak ka­bul et­mez ik­ti­dar hır­sı­nın ne­ti­ce­si ol­mak­ta, in­san­lı­ğa onul­maz ya­ra­lar aç­mak­ta, te­la­fi­si ol­ma­yan acı­lar ya­şat­mak­ta­dır.
Yü­ce ki­ta­bı­mız Kur’an “Kes­ti­ği­niz kur­ban­la­rın et­le­ri de kan­la­rı da O’na ulaş­maz. O’na ula­şan sa­de­ce si­zin tak­va­nız­dır.” (Hac37) bu­yu­ru­yor.
O hal­de, Al­lah’a ulaş­ma­sı­nı is­te­di­ği­miz TAK­VA ne­dir?
İl­mi ve di­ni kay­nak­lar; sa­mi­mi­yet ve gü­zel ah­lak ile har­man­lan­mış, İN­SAF, MER­HA­MET, MÜ­SA­MA­HA, ŞEF­KAT, VİC­DAN ve ADA­LET kav­ram­la­rı­nın tü­mü­nü bir­den TAK­VA ola­rak ta­rif edi­yor.
KUR­BAN KES­MEK , Al­lah rı­za­sı için kan akıt­mak­tan iba­ret iken; biz, bi­zi “eş­re­fi mah­lu­ka­t” se­vi­ye­si­ne yük­sel­ten bu gü­zel kav­ram­la­rı ‘HIRS’la­rı­mı­za kur­ban ede­rek in­san­lı­ğı­mı­zı yi­tir­dik.
İn­san­lı­ğı­mı­zı ke­ma­le er­dir­me hu­su­sun­da bi­ze yar­dım­cı ol­ma­sı ge­re­ken, din ada­mı ve ila­hi­yat­çı kis­ve­sin­de­ki in­san­lar, gü­cü elin­de bu­lun­du­ran­la­ra yol gös­te­rip, güç­lü­nün hır­sı­nı tat­min ede­rek dün­ya­lık ka­zan­ma gay­re­ti­ne gir­di­ler.
İn­san, in­san ol­mak­tan, din de din ol­mak­tan çık­tı.
İn­san Al­lah’ın de­ğil gü­cü elin­de bu­lun­du­ra­nın ku­lu, din de Al­lah’ın de­ğil gü­cü elin­de bu­lun­du­ra­nın hiz­met­ka­rı ol­du.
Di­ni ve ah­la­ki ku­ral­lar için­de Hakk’ı tem­sil eden;
İN­SAF’ı mer­ha­met­siz­li­ğe kur­ban et­tik de en ufak bir MER­HA­MET’i mü­sa­ma­ha­sız­lı­ğa kur­ban et­tik de hoş gör­me­yi ba­zı ku­sur­la­rı gör­mez­den gel­me­yi be­ce­re­me­dik.
MÜ­SA­MA­HA’yı şef­kat­siz­li­ğe kur­ban et­tik de dı­şı­mız­da­ki­le­re kar­şı se­ve­cen ol­ma­yı ba­şa­ra­ma­dık.
ŞEF­KAT’i vic­dan­sız­lı­ğa kur­ban et­tik de ah­la­ki hiç­bir il­ke umu­ru­muz­da ol­ma­dı.
VİC­DAN’ı ada­let­siz­li­ğe kur­ban et­tik de hak, hu­kuk da ney­miş? Her­şey bi­zim hak­kı­mız de­dik.
ADA­LET’i zul­me kur­ban et­tik de za­li­mi al­kış­la­dık.
“Zul­mü al­kış­la­ya­mam, za­li­mi as­la se­ve­me­m” di­yen Mer­hum Meh­met Akif’i me­za­rın­da bi­le ra­hat et­ti­re­me­dik.
Di­ni, ima­nı, hu­ku­ku, me­de­ni­ye­ti eli­mi­zin ter­siy­le itip zul­me dal­ka­vuk­lu­ğu adam­lık , in­san­lık san­dık.
Önü­mü­ze atı­la­cak ke­mi­ğin, ru­hu­mu­zu sa­ran lez­ze­ti­ni düş­le­ye­rek ‘su akar­ken tes­ti­yi dol­dur­ma’nın haz­zı­na dal­dık.
Biz, dün­ye­vi­leş­me­nin her tür­lü ni­me­ti­ni ar­sız­ca te­piş­ti­rir­ken Al­lah’tan gay­ri sa­hi­bi ol­ma­yan bi­ça­re ço­cuk­la­rı­nın aş­rı tit­re­ten ahı­nı duy­maz­dan, gör­mez­den, bil­mez­den gel­dik.
De­niz­de bo­ğu­lan ço­cuk­la­ra ce­na­ze ara­cı ver­me­me­yi va­tan­se­ver­li­ğin öl­çü­sü ha­li­ne ge­tir­dik.
Oy­sa bi­zim yü­ce di­ni­miz, müş­rik ka­fir ço­cuk­la­rı­nın bi­le, rüş­te er­me­den öl­me­le­ri ha­lin­de cen­net eh­lin­den ola­ca­ğı­nı bil­dir­mek­te­dir.
Bi­ze ne ol­du da; di­nin en ra­hat ve en ser­best ya­şan­dı­ğı­nı san­dı­ğı­mız bir dö­nem­de, di­nin sem­bol ve şi­ar­la­rı­nın en ra­hat kul­la­nıl­dı­ğı za­man­da, di­ne iliş­kin bü­tün ya­sak­la­rın or­ta­dan kalk­tı­ğı­na ina­nıl­dı­ğı dö­nem­de ; in­sa­nı, Al­lah’a ulaş­tır­dı­ğı­na ina­nı­lan TAK­VA’yı oluş­tu­ran gü­zel kav­ram­la­rı bi­rer bi­rer kur­ban et­tik ?
Ben bu so­ru­nun ce­va­bı­nı, Di­ya­net İş­le­ri es­ki baş­kan­la­rın­dan Prof.Dr. Ali Bar­da­koğ­lu’nun “İs­lam ışı­ğın­da Müs­lü­man­lı­ğı­mız­la YÜZ­LEŞ­ME­” ad­lı ki­ta­bı­nın 125 ve 126. Sa­hi­fe­le­rin­de bul­du­ğu­mu sa­nı­yo­rum. Ho­ca şöy­le di­yor : “Din yo­rum­cu­su­nun lü­tuf­kar mü­sa­ade­le­ri­ne ha­va­le edil­miş din, di­ni de de­mok­ra­si­yi de ra­yın­dan çı­ka­rı­r” DİN YO­RUM­CU­LA­RI­NIN;
“Müs­lü­man­la­rın ha­ya­tın­da yö­ne­ti­min iba­det öl­çü­sün­de de­ğe­ri var­dır. Çün­kü inanç, iba­det ah­lak ve tüm il­ke­le­ri ile is­la­mı ya­şa­mak, yö­ne­ti­me ha­kim ol­mak­la, yö­ne­tim il­ke­le­ri­ni öğ­ren­mek­le ve yö­net­mek­le an­cak müm­kün­dür. Bu ba­kım­dan ça­ğı­mız­da Müs­lü­man­la­rın özen­le üze­ri­ne eğil­me­le­ri ge­re­ken alan­lar­dan bi­ri şüp­he­siz yö­ne­tim ile il­gi­li hu­sus­lar­dır. Hat­ta bu alan ile meş­gul ol­mak üm­me­ti Mu­ham­med için far­zı ki­fa­ye­di­r”
TAR­ZIN­DA BİR SÖY­LEM­LE DE­MOK­RA­Sİ MÜ­CA­DE­LE­Sİ­Nİ DİN ZE­Mİ­Nİ­NE TA­ŞI­MAK, NA­SIL BİR DU­RAK­TA SO­LUK­LA­NA­CA­ĞI BEL­Lİ OL­MA­YAN TO­TA­Lİ­TER BİR AN­LA­YI­ŞI DİN­LE BES­LEN­Dİ­Ğİ İÇİN ÖN­LE­NE­MEZ HA­LE DE GE­TİR­MİŞ OL­MAK­TA­DIR.
Böy­le­ce, adı­na ‘de­mok­ra­si’ de­di­ği­miz ve in­san onu­ru­na en uy­gun olan si­ya­si re­jim, bi­ze din di­ye yut­tu­ru­lan ‘din ti­ca­re­ti’ ne Kur­ban edil­miş ol­mak­ta­dır.
Si­ya­si re­ji­mi kur­ban ede­rek, ül­ke­yi ve mil­le­ti kur­tar­mak müm­kün ol­sa, öpüp ba­şı­mı­za ko­ya­lım. La­kin bu­nun müm­kün ola­ma­ya­ca­ğı­nı, sa­yın Bar­da­koğ­lu Ho­ca, ay­nı ese­rin 130. Sa­hi­fe­sin­de şöy­le açık­lı­yor: “Din ek­se­nin­de iç si­ya­set di­ne za­rar ver­di­ği, di­ni de­ğer­le­ri yıp­rat­tı­ğı, baş­lan­gıç­ta din­dar­la­rı mut­lu eder gö­rün­se de so­nuç­ta din­dar­la­rı ren­ci­de et­ti­ği gi­bi dış si­ya­set de öy­le­dir. Müs­lü­man dev­let­ler­le ta­ri­hi tec­rü­be ve ül­ke in­san­la­rı ara­sı ma­ne­vi bağ­lar se­be­biy­le da­ha sı­cak bir iliş­ki ku­rul­ma­sı müm­kün ise de ulus­la­ra­ra­sı iliş­ki­ler te­mel­de ül­ke çı­ka­rı ve ulus­la­ra­ra­sı ant­laş­ma­lar ze­mi­ni­ne otu­ru­r”
Hiç­bir Müs­lü­man Ül­ken ve O ül­ke­le­rin Müs­lü­man halk­la­rı, “Siz Müs­lü­man­sı­nı­z” di­ye şah­si ve ül­ke çı­kar­la­rı­nı si­ze kur­ban et­mez­ler.
Siz ma­ne­vi duy­gu­lar­la Kur­ban et­tik­le­ri­mi­zi ka­yıp ha­ne­si­ne yaz­mak­la ye­tin­mek zo­run­da ka­lır­sı­nız.
Al­lah rı­za­sı için KES­Tİ­Ğİ­NİZ KUR­BAN­LAR kur­tu­lu­şu­nu­za ve­si­le ol­sun.
Hır­sı­nı­za ye­nik dü­şe­rek KUR­BAN ET­TİK­LE­Rİ­NİZ için Al­lah af­fet­sin.
Her gü­nü­nüz bay­ram ol­sun.

21.08.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Özür, öteki demokrasi
yeni yiliniz kutlu olsun evet herkes birseyler bekler ve kazanir her zaman otekilerden ama kendindende asla kabuletmez sadece menfaati oldugu muddetce selam verir oda cebindeki para kadar selam alir duzeyine gelmis bulunuyoruz ne yazikki kapilazm toplumu olduk zaten herseyi menfaatten baska gormuyoruz allah encemini hayreylesin ne yapalim bizim sadece kaderciligimiz var onunlada bu gune kadar idare ettik bundan sonrada ne olur allah u aleherkese selam insallah yeni yilimz iyi gelir gerci gelen gideni aratirmis ama ne diyelim baska yapacak yok ...
halit yagiz -- 02.01.2009 02:41
Mecburiyet
mecburiyet. Sayın agbiciğim.Uzun zaman oldu sizle görüşmeyeli.Yazılarınızı büyük bir zevkle okumaktayım.mecburiyet, yazınızıda negüzel işlemissiniz siyasi partilerdeki demokrasi yoksunluğunu.Bu konuda kimin suçlu olduğu aslında çok önemli değil,suçlu aramayada gerek yok,yazınızda halkın önceliğinin seçim değil geçim olduğunu güzel bir dille yazmıssınız.evlerinde hergün yakacak ve gıda yardımı beklentisinde olan bizim gariban halkımızın nasıl önceliği seçim olabilirki?güzel ilçeme her geldiğimde sadece kahve sayısının bolca arttığı,işyerlerinin kapandığını ve büyük şehirlere göçün bolca arttığını üzülerek görmekteyim.siyasetcisi bol bir il ve ilçeye sahip olmamıza rağmen bu olumsuz görüntülerin neden olduğunu sizin o güzel bilegilerinize sunuyor ve saygılar sunuyorum.
n.kemal adıbelli -- 30.12.2008 13:45
Mecburiyet
çok güzel müğkemmel devamlı takip ediyorum
basri taştan -- 16.12.2008 22:38
Mecburiyet
selamun aleykum millet yerel secimler ve yerel yonetimler konusu senin ihtisas alanina girer mevzuyu dazha iyi bilen icerisinde yasayan birisi olarak detayli ve ornekleriyle anlatarak bizi aydinlatman fikir sahibi yapmandan daha tabii ne olabilrki bildigin seyleri paylasman diger insanlarada yardimci olman haset olmadini gosterir daha uzun zaman senin fikirlerinden yararlanacagiz inssallah sadata gelince kim istemezki bu dunyada sadik arkadas/ evlat /es/ dost ahbap ve sadik isci arar siyasette ise daha cok aranir sadik insan ama bu devirde cok sadiklik cok saflik olarak algilaniyor gibime geliyor sen ne dersin abi yanlismi birileri birilerinin omuzunda geziniyor garibimde omuzlayip goturuyor gotururkende hatta biraz zilgit yiyor ustune ustluk bu son donemde kanun oldu birazda bizde suc var cunku simdiye kadar elimizden hic tuzluk dusmediki bazi seyler bizim icin normal herkes layik oldugu sekliyle idare edilirzaten gecmis kurban bayraminiz kutlu olsun tum sarikayali dostlarim allah selamet versin hepinize
halit yagiz -- 12.12.2008 22:49
Mecburiyet
öyle güzel yazıyorsunuzki biz de sizin yazınızı okumaya mecburuz.saygılar
taner -- 09.12.2008 23:01
Gül
gülle eğitimi ne güzel işlemişsin,eğitilmemiş insanla eğitilmiş insan hiç eş olurmu?hiç bilenle bilmeyen bir olurmudiyen yüce dinimiz bunu ne güzelde perçinlemiş,eğitiminsana ekmek kadar su kadar hava kadar gerekli,bir ülkenin kalkınmışlığını eğitilmiş insanlarla ölçülmüyormu?o halde okluk olmak varıken odunluk olmak niye... ağzına ,kalemine ,yüreğine sağlık. gülü çalıya döndürmeyelim, gülümüz çok olunki güler yüzler çoğalsın...iyiki varsın mehmet ağbi...
SELAHATTİN ASLAN -- 26.11.2008 14:58
Sis
Merhaba sayın Mehmet bey yazınızı itina ile okudum aşagıya aldıgım size ait olan mezkur cümlelerin beni derinden üzdügünü ifade etmek istiyorum zira bu ülkede hangi cenahtan olursa olsun ( chp kısmen hariç)anayasa mahkemesinin bizi ne kadar her konuda fasit daireye hapsettiği dile getiriliyor genelde bunu özelde ise anayasa mahkemesinin meclisin üzerinde vesayet perdesi örttüğünütemellendirebilirim ama uzun soluklu bir bahis olacagı için bu konuda bire bir görüşmek isterim saglıcakla kalın... Hazır, anayasa mahkemesi, parti kapatma ile ilgili gerekçeli kararı açıklamış iken bir sis perdesi de hukukun üzerine çekelim. Milletin hukuka-mukuka ihtiyacı kalmasın. Bizim adımız adalet değil mi ?! Anayasa Mahkemesinin kararı, meclisin üzerine vesayet perdesi örtüyormuş !
cicek market -- 08.11.2008 19:11
Sis
Şiir tadında bi yazı.Yüreğine kalemine sağlık değerli ağabeyim.Ama incecik bi sis perdesinin katmanlaşmaya başlaması 94 baharından sonraya rast gelir.
Kerimhan -- 06.11.2008 14:48
Suçlu kim ?
Yorumunuz slm değerli ağabey yine döktürmüşün kalemini.
MÜRŞİT KOZAN -- 05.11.2008 20:54
Suçlu kim ?
selamun aleykum ey cemati muslimin mehmet abi yazar nede olsa eski mekteplilerdendir eline saglik abi fransada bile okuyoruz ve tartisiyoruz arkadaslarla bu tur mevzulari ama yinede ince hicivleri cogunun anlayacagini zannetmiyorum anlayan anlasin kor degilya yaziyor anlamak icin okusunlar devamini diler saygilar sunarim selamlar herkese
halit yagiz -- 02.11.2008 05:28
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
9
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00