BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.02.2020 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
253
Dün
:
4716
Toplam
:
17735851
Sanal Bakış Mehmet SANAL
KÜÇÜK ŞEYLER-TUHAF ŞEYLER
yozgatgazetesi@yahoo.com
Prof. Dr. Üstün Dökmen’in bir televizyon programı var, bilirsiniz: Küçük Şeyler. Üstün Hoca, burada büyük insanların büyük ideolojilerinden söz etmez, tam aksine sıradan insanların sıradan hayatlarındaki küçük şeylerden bahseder. Bir saatlik yayın süresince devletler yıkıp devletler kuran programların “reyting”i nedir bilmiyorum ama Üstün Hoca’nın programını ben yıllardır ilgiyle izler ve televizyonun başından kendimi iyi hissederek ayrılırım.
Geçenlerde bir akşam Ankara’daki Yozgat dernekleri federasyonu, Şehitlik’teki Yozgatevi’nde bir arabaşı daveti verdi. Yozgatevi’nde hatırı sayılır bir davetli vardı. Politikacılar, bürokratlar, öğretim üyeleri, askerler, tüccarlar, memurlar, esnaflar… Sayılarını tam bilmiyorum ama Ankara’da birçok etkili makam veya mevkide 200’ün üzerinde bir insan grubunun adına arabaşı denilen ve nihayet biraz tavuk etli çorba ile muhallebimsi bir miktar hamurdan ibaret bu yemek etrafında buluşması, ilk bakışta insana Küçük Şeylerden daha çok tuhaf şeyleri hatırlatıyor. Şöyle ki, bu davet örneğin “Ne olacak bu Yozgat’ın hali” başlıklı bir toplantı için yapılsaydı acaba kaç kişi katılırdı ve ne etki yaratırdı?
Ben bu satırları okuyan hiç kimsenin bu davete katılanların “bedava arabaşı bulmuşken” yaklaşımıyla oraya geldiğini düşünecek kadar “safdil” olacağını sanmadığım için, bu katılımı başka bir biçimde açıklamak zorundayım. Aradığım şey “kültürel kod” olsa gerek. Kültürel kod insanın nostaljisidir, kimliğidir ve nihayet diğerleriyle birlikte etrafında buluşacağı bir değeridir. Bu çok önemli: Etrafında buluşulacak bir değer. Farklı düşünce, farklı meslek, farklı gelir gruplarından insanları bir tas arabaşı çorbası nasıl etrafında birleştiriyor. Acaba bu toplaşmayı kuru fasulye veya patlıcan kebap ile de yapabilir miyiz? Peşinen söyleyeyim: Hayır, yapamayız. Öyleyse neden?
Arabaşı, bir tören yemeğidir, arabaşı bir ritüeldir. Yani bir merasimdir arabaşı. Bu merasimin en önemli unsuru konu komşu, emmi dayı, bibi teyze, akraba makraba toplanmaktır, toplanmak ve paylaşmaktır. Toplanmak ve var olmaktır, toplanmak ve çok olmaktır. Toplanmak ve güven duymaktır. Çağrılmayı uman bir kişi eğer ev sahipleri tarafından davet edilmezse, üzerinden iki bayram geçse kolay kolay barışmaz muhataplarıyla. Arabaşı bir aidiyet sembolüdür. Bunun için onun adının geçtiği yerde birlik, beraberlik, toplanma, eğlenme, var olma, çok olma gibi toplumsal işlevler akla gelir. Dernek veya Federasyon denilen ve gücünü toplanmadan, bir araya gelmeden alan kurumlaşmanın neden testi kebabını veya madımak yemeğini değil de arabaşını seçtiği böylece anlam kazanıyor.
Arabaşı adı, Internet sitelerinde yaklaşık 1000 yerde geçiyor. Bunların bir bölümünü okudum. Tarifler, yorumlar, yöreler. En çok Yozgat adı geçiyor ama Konya/Ereğli’den Denizli’ye, Çorum’dan Kahramanmaraş’a kadar birçok yöreye ait yerel sitede de “yöresel yemek” olarak kaydedilmiş. Demek ki Türkiye’nin bir arabaşı haritası var. Bu haritanın belirlenmesi ve arabaşının yapılış biçimlerinden etrafında oluşan anlatılara kadar yarattığı çeşitlenmenin incelenmesi acaba ne tür bir sonuca götürür bizi? Acaba arabaşı sofrasında ne kadar il, ilçe, köy, boy, soy, aşiret veya kabile hangi gerekçelerle bir araya geliyor. Onlar arasındaki bu ilginç ve gerçekten özel birliğin adı ve anlamı ne? Bu küçük şeyler gerçekten ne tuhaf şeyler değil mi?
Küçük bir sorun: Arap ile arabaşı arasında kurulan olumsuz ilişki nedeniyle, bu yemeği tuhaf bir şekilde ara aşı veya ara başı şeklinde yazanlar/söyleyenler var. Arabaşı halkın bilmediğimiz kadar eski zamanlardan bugüne getirdiği bir ad. Annemiz ne diyordu bu yemeğe: Arabaşı. O kimden öğrenmişti bu sözü? Annesinden. Öyleyse, “kentli fantezilerimizle” hem kendi aile geçmişimizle çelişmeyelim hem de Türkiye arabaşı haritasından çıkıp “ilden ayrıksı” olmayalım.

Tarih : 31.01.2008

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Şimdi gurbet vatan, sıla gurbet oldu
sevgili hemşehrim sevgili dostum yazınızı dikkatle okudun katılmadım yer yok ancak sizlerinde sorumluluğu oldugununu düşünüyorom hamasi nutuk atanları deşifre etmediğiniz için
hep aynı şikayetleri okumaktan vede yazmaktan gına geldi eylem zamanı olduğunu düşünüyorm hakikatları halk öğrensin
tüm insanları bayramını kutlar esenlikler dilerim selamlar
hasan baycan -- 07.10.2014 12:31
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Kalemine sağlık hemşerim çok güzel yazmışsı ama yeni okudum ,Selamlar
Salih -- 24.08.2014 12:32
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Sayın Başkanım,Siz çok saygı duyduğum bir şahsiyetsiniz ama size bu konuda katılmıyorum.Sayın İhsanoğlu kendi iradesiyle aday olmuş biri değil,öyle olsaydı hakaten Yozgat milliyetçiliği düşünülürdü.İhsanoğlu Yozgat'ı düşünseydi bu şekilde aday olmaması gerekirdi.
Saygılar
semih -- 08.08.2014 01:39
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
sayın m.sanal soy adınız sanal ama siz gerçeleri yazarak olması gerekenleri çok güzel özetlemişsiniz ellerinize ve yüreğine sağlık bizler Yozgat dışında yaşayan vede yazgatta yaşayan herkesin kendisi ile imtihanını dile getirmişminiz 0y kullanan herkesin bu güzel mesajınızı okumalarını tavsiye ederim ankarada yaşayanbir kısım mühendisler.herkese selamlar
hasan baycan -- 07.08.2014 13:08
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın sayın yazar gerçekten yüreğinize kaleminize sağlık inşallah torunlarımızın yüzü kararmayacak yozgatlının bu konudaki hassasiyetini görebiliyorum .Bu arada sayın Recep Tayyip Erdoğan herkese gazetede fikir yazma özgürlüğünü verdi .Kendine güvenenler lütfen çıksın şahsi fikirlerini yayınlasın....
yozgatlı -- 07.08.2014 11:30
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Üstadım elinize, yüreğinize sağlık, emin olun ki kendini Yozgat'lı hissedenler torunlarına mahcup olmayacaktır.
Yücel UZUN -- 07.08.2014 09:37
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
gözüken köy kılavuz istemez elinde gazete imkanı olan bol keseden yazıyor.o sizin şahsi fikriniz.
hasan yarar -- 07.08.2014 09:09
Alamut kalesini bilir misiniz?
Ağzına sağlık, kalemine sağlık sevgili dostum.Yazının hülasasına demek istiyorsunki,hak hukuk ve dürüstlük insanın temel çizgisi olmalı.Bence çok doğru katılıyorum.Diliyorum ki yaradanının sabrı çabuk tükensin ne yapacaksa yapıp bu sahte karları,din bezirganlarını,allah diye diye insanlardan oy devşirenleri başımızdan atsın.
Süleyman -- 10.03.2014 17:24
Alamut kalesini bilir misiniz?
Mehmet Kardeşim selamlar,Nasılsınız ben Hasbekten Necati keleşer.Yazınızı görünce bir hatırınızı sorayım dedim.
Selam ve saygılarımla
Necati Keleşer -- 13.01.2014 20:57
Alamut kalesini bilir misiniz?
Köşe yazınızı değerlendirmek haddimize düşmese de Ülke gündemindeki bu vahim hadiseyi en güzel anlatan yorumlardan biri olması sebebiyle teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Kaleminize, yüreğinize sağlık yalnız lütfen engin tecrübe ve bilginizi size has üslubunuzla birleştirdiğiniz o güzel yazıları daha sık yazarak, bizleri mahrum etmeyin. Saygı, selam ve Dua ile Allah'a emanet olun.
METEHAN DOĞAN -- 08.01.2014 18:04
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00