BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 24.05.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
187
Dün
:
4633
Toplam
:
13880453
Bozok Yazııları Prof. Dr. M.Öcal Oğuz
Üreten olmazsa üretim olmaz...
ocaloguz1@yahoo.com

Osmanlı İmparatorluğunun 16. yüzyıldaki yükselme döneminde küçük bir Anadolu köyü olan Yozgat, imparatorluğun gerileme dönemi olan 19. yüzyılda Çapanoğlu ailesinin öncülüğünde geniş bir bölgeyi siyasi ve iktisadi açıdan etkileyen önemli bir şehir merkezi hâline gelir. Tarihî kaynaklar bu dönemde Yozgat’ın İstanbul’un et ihtiyacını nasıl karladığını ayrıntılı olarak anlatıyor. Yirminci yüzyılın başlarında yaşayan Hüznî de Yozgat Destanı adlı uzun şiirinde bölgede hayvancılığın yeri ve önemi üzerinde durur. Geleneksel hayvancılık ve tarımdan, tarımsal sanayiye ve organik gıda üretimine geçiş mümkün olamadı veya çok geç kalındı.
Türkiye’nin şehirleşme ve sanayileşme döneminde, yanlış sanayileşmenin mağdurları veya görünmezleri arasında yer aldı. Devletin ve özel sektörün birkaç büyük şehir etrafında gelişen sanayileşme planlamasının dışında kaldı. Süreç içinde daha çok özel sektör eliyle Anadolu’ya yayılan sanayileşmeden de payına pek bir şey düşmedi. “Anadolu Kaplanları” Bozok Yaylasında pek barınamadı.
Devletin imkân ve planlamasıyla pek çok farklı noktadan gelen insanların bir araya geldiği askerî okul, askeri birlik, polis okulu, fakülte, üniversite gibi bulundukları yerlerde sosyal ve kültürel olduğu kadar ekonomik hareketlilik de sağlayan kurumlardan -son yıllarda açılan üniversiteye kadar- pek fazla nasiplenemedi.
Yozgat, Karayolu açısından Doğu-Batı ekseninde önemli bir geçiş noktasında yer almasına karşılık, “durulan”, “merak edilen” ve “ üretimleri satın alınan” bir yol hikâyesi ve imgesi yaratamadı. Bir iki mola yeri ve birkaç mütevazı restoranla yetinmek durumunda kaldı. Araçlar yollarından aktı gitti, durmalarını, duraklamalarını, konaklamalarını sağlayamadı. Havayolunun öne çıktığı günümüzde ise karayolu bu yönüyle eski önemini yitirdi.
Yozgat, başta Sorgun ve Sarıkaya olmak üzere kaplıcalar bakımından zengin olmasına rağmen bu alanda bir Türkiye veya en azından bölge markası ve adresi olamadı. Oysa bu sektör bir sağlık ve tatil seçeneği olarak çok büyük bir pazar oluşturmaktadır. Bir tarih ve turizm merkezi olan Sarıkaya hamamı ise 1970’lerde yıkılıp betonlaştırılmıştı. Şimdi tekrar ayağa kaldırılmaya çalışılıyor.
Hattuşa’nın ve Hitit uygarlığının kolları Yozgat’ta, öte yandan buralara kolay ulaşım imkânı da Yozgat’ta. Ama bu yönde gözle görünür bir çaba yok. Tarihî mirasları tanıtan, onları film, dizi, belgesel gibi görsel sanatların mevzuu hâline getiren sanatçılar yok, varsa da imkân ve fırsatları yok.
Yozgat’ın Bozok Yaylası, Akdağ, Sarıkaya, Çekerek ve Kadışehri ormanları ve irili ufaklı dağları oksijen deposudur. Başta futbol takımları olmak üzere spor yapanlar için bir imkân ve seçenek yaratılabilirdi, olmuyor, olamıyor.
Geçmiş için hayıflanmak yerine bugün elde olan imkânlarla ve zamanın ruhuna uygun olarak ne yapabiliriz sorusuna cevap aramamız lâzım: Yozgat’ın -çok şükür- henüz bozulmamış doğası, organik tarım yapmaya müsait ekilebilir alanları, genleriyle oynanmamış, endemik bitki ve tahıl türleri, geleneksel hayvancılığa uygun meraları, kaplıcaları, tarihî eserleri, hızlı trenin yakın zamanda seferlerine başlayacak olmasıyla büyük yerleşim yerlerinden kolay ve ucuz ulaşılabilirliği, tarihî eser, yaşayan kültür, sağlık ve güvenilir gıda bakımından yüzbinlerce insanı hafta sonları kendine çekebilirlik ve günübirlik veya konaklamalı misafir edebilirlik kapasitesi, Bozok Üniversitesinin kurulması ve kurumlaşma çalışmaları gibi pek çok akla gelen gelmeyen ayrıcalığı ve özelliği, Yozgat’ın geleceğe dönük imkân ve fırsatları arasındadır.
Türkiye’de son yıllarda devlet kurumlarından daha çok özel teşebbüs yatırım yapıyor. Devlet veya uluslararası kuruluşlar danışmanlık, görünürlük, kredi, teşvik vb. destekler sağlıyor. Yozgat’ta küçük, orta veya büyük ölçekli projeler yapan, zamana ve ihtiyaçlara uygun yeni fikirler üreten, bunları hayata geçiren girişimcilere ihtiyaç var. İşte Yozgat’ın üretemediği veya bünyesinde tutamadığı bu tür insanlardır vesselam.

01.01.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Kentlileşemeyen Kurban
Değerli Hocam,kurban kesme olayı vesilesi ile önem vermediğimiz hatta unuttuğumuz bir çok kültürümüzü bize hatırlattığınız ve hatta bizleri utandırdığınız için binlerce teşekkür size.Hıristiyanların bizimkilerin benzeri kültürlerini,adetlerini nasıl önemsiyerek uyguladıkları,kutladıkları sizin mukayeseli anlatımınız sayesinde bir tokat gibi indi yüzümüze.Aslında son cümleniz herşeyi anlatıyor da öyle bir hızla yozlaşıyoruz ki ancak sizin gibi duyarlı bilim adamları bizi derleyip toparlayacak.Bayramınızı kutlar İstanbuldan sevgi ve selamlarımı arz ederim değerli hocam.
ABDLKADİR ÇAPANOĞLU -- 21.11.2010 12:40
Konaklar yaptırdım... Koruyamadım
Değerli ve Sevgili Hocam,makalenizdeki şu cümleniz konuyu tam anlamıyle özetlemiş."Yozgat artık bu modernleşme hovardalığından kültür koruma duyarlılığına hem kurumlar hem de bireyler bazında ulaşmalıdır".Evet Yozgatlı sizin de buyurduğunuz gibi iki daireye tamah ederek güzelim Yozgat'ı yoketmiş.Şehrin ortasına ucube bir apartman kondurulmuş Saat kulesine üç adım mesafedeki Sivas caddesindeki apartmanlardan ne saat kulesi görünüyor nede hükümet binası görünüyor. Bizde Beypazarına çok sık gidiyoruz.İnanın gitmemin en büyük nedeni çocukluğumun Yozgat'ını Beypazarı evlerinde yeniden yaşamak için.Bunda geçmiş belediye başkanlarınında çok büyük kabahatı var.Şehrin içinde tarihi evi olanlara bu evleri yıkmamaları karşılığında Ankara,Kayseri veya Sivas yolu üzerinde pekala arsa tahsis edebilirlerdi.Olmamış,düşünülmemiş,ilgilenilmemiş dolayisiyle bu hovardalık Yozgat'ı mahvetmiş.Şimdi Başkanımız Sayın Yusuf Başer en azından dedelerimizden miras kalan camimizin etrafını istimlak ederek çevresini temizliyor.Bu da inşallah bir başlangıç olur.İstanbuldan en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum değerli hocam.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 14.08.2010 19:41
Panayırdan festivale : Yozgat’ta Haziran
Değerli Hocam,evet çocukluğumuzda panayırlar bizim için bayramlardan bile önde gelirdi. Kurulan salıncaklar,basit dönme dolaplar,şimdikilere göre çok basit oyuncaklar bizleri heyecanlandırırken değişik yörelerden çevreye getirilen değişik büyükbaş hayvanlar ile her türü araç ve gereçleride hayranlıkla seyreder kendimizce değerlendirir yorum yapar bilgiçlik taslardık sanki çok anlarmış gibi.O dönemler panayırlar bizim için İzmir fuarı gibiydi.Yıllar sonra otuzlu,kırklı,ellili yaşlarda yaptığımız değişik fuar ziyaretlerinde hiç bir zaman o tadı yaşayamadım.O günlerde mazide kaldı herşey gibi.Yozgat'a her gittiğimde inanın daha fazla üzüntü duyuyorum.Bütün değerler birer birer yok oluyor,yok olmasına göz yumuluyor.Köylü şehir'e uyum sağlamaya çalışacağına kendi kültürünü getirip yerleştirmiş.Dedikodu çekememezlik almış başını gitmiş.Yapılaşma içler acısı.Evlatlarının istikbali için İstanbula göçmek zorunda kalan bir aile dostumuz bile geçen gün bir işi için Yozgat'a gidip döndükten sonra bana şöyle dertlendi."Ben 34 yıl Yozgat'ta nasıl yaşamışım kendime şaştım".Ne acı değilmi? Saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 12.06.2010 14:17
Oda geleneği ve arabaşı
hocam once selamlar sizde olmasaniz yozgatli kendini unutacak allah muhafaza eylesin arabasi yozgatin milli yemegi (kavurgada) oyle ve bir kis yemegidir yazin agir olur vede tutmaz hamuru tesekkurler size amma kudret hanima katilmiyorum eger unu iyi kavrulur vede kivaminda hamuru tepsiye dokulur ehil ellerdede yapilirsa kiloda aldirmaz hazmida kolaydir burda kisilerin degil yozgatin yemegi herkesin sevdigi (istisnalar haric) konusuluyor sahip cikmamiz ve tanitmamiz lazim degilmi cignemeden yutmak ve guzel bir corbayla (tavuk tavsan veya guvercinle) yapilanlari makbuldur kudret hanim ustasindan arabasini bir tatda oyle karar ver sevgilerimle tum yozgatlilara selamlar
Adınız ve Soyadınız -- 22.05.2010 18:06
Oda geleneği ve arabaşı
sevgili kudret...kalbini hoş tut...arabaşını sevmesinler boş ver...zaten elle tavşan avına gidilir...elle arabaşı yenmez....
şıhlarlı -- 08.05.2010 23:32
Oda geleneği ve arabaşı
hocam oda geleneği düşüncenize tamam.ama kusura bakmayın şu bizim yozgatın arabaşı işini beğenmiyorum.neden mi ?
bir kere arabaşı dedeğimiz şey sulu hamur..hamur bu çağda sağlığa zararlı..ayriyeten yozgatyı olmayanlar da arabaşı hamurunu hazetmiyorlar,beğenmiyor.arabaşı çorbası olabilir ama arabaşı hamuruyla biz bi yere varamayız.hem arabaşı hamurunun insanın kafasını çalıştırmadığını söylüyorlar.acaba biz yozgatlılar bunun için mi geç intikal ediyoruz.
arabaşı hamuruna hayır,çorbasına evet diyorum.
selam.
kudret -- 01.05.2010 09:04
Hıdrellez’in Yozgatçası : Ağrice veya Eğrice
Saygıdeğer hocam,öncelikle yazınız şahane.Kaleminize ve yüreğinize sağlık.
Memleketim Safranbolu'da da Anadolunun çok yerinde olduğu gibi eğer hava güzelse "Hıdırellez Bayramı" kutlamak için yeşilliklere gidilir.Bayramın kutlanacağı gün eğer hava yağmurlu ise kapı kapı gezilip erzak toplanır.Kapalı bir yerde(Bu bir garaj,balkon altı vb. her yer olabilir ama açık havadadır.)Güzinelerde patatesler ve yumurtalar haşlanır.Çoluk ,çocuk tüm mahalleli bir araya gelir ve hazırlanan bu kollektif yemekleri birlikte yer.yemekler yapılır ,Eğer bugün yapılacak kutlamalar için marul,maydanoz,soğan gibi bir şey lazım olacaksa bir gün önceden kesilir.Çünkü Hıdırellez bayramının kutlanacağı gün asla yeşil yaprak,ot koparılmaz.Koparmanın günah olduğuna inanılır.Bu inanış Safranbolu'da tabu haline gelmiştir,aksi düşünülemez.Genç kızlar(Ki zamanında ben de yaptım) 5 mayıs akşamı akşam ezanından sonra soğanın iki yaprağını eşit uzunlukta keser birine bir ip bağlanılır.Eğer sabah ezanına kadar bu ip bağlanan taraf uzamış ise akşam kişinin dilediği dilek gerçekleşir.5 mayıs günü kapılar kitlenmez.Sabah erken kalkıp Hızır beklenir.Kapılar açılır ve Hızırın eliyle dağıtacağı bereketten nasip almak umudu ile beklenilir.Dikkate değer başka bir pratik de ev ya da başka hiç bir yer süpürülmez bugün.Bu pratiğin nedeni ise Hızırın bırakma ihtimali olan bir yıllık bereketin süpürülüp evden atılması korkusundan ileri gelmektedir.Dargınlık sürdürülmez,o gün barışmanın sevap olduğuna inanılır.Genç kızlar akşam niyet edip evlenecekleri kişiyi rüyalarında görmek umuduyla uyurlar.Benim Safranbolu folklorunda hıdırellezle ilgili size anlatabileceklerim bunlardır.
Yozgat kültürüne ait malzemenin derlenmesi ve sınıflandırıp,değerlenirilmesi gerektiğine olan inanca ben de katılıyorum.Ben Trabzon'un giyim kuşam özelliklerini derlemekteyim.İnşaallah devletimiz halkbilimin ve halkbilimcilerin layık olduğu değeri iade ederse bu derlemeleri yapacak yetişmiş çok sayıda mezun öğrenci bu işlerin altından layıkıyla kalkacaktır.
HİCRAN KARATAŞ
-- 21.04.2010 15:44
“Çiğdem gezmesi” dünya mirası olarak Unesco’da
Sayın Serhat Ünsal,
Aziz meslektaşım,
Siz bir yazınızda ve şiirinizde Yozgat'ın kültür değerlerinin unutuluşuna ve gelecek kuşaklara aktarılamayışına tanıklık ettiniz. Şimdi de Çiğdem Gezmesi Geleneğine katkı verdiniz. Herşeyden önce bu geleneği sizin çocukluğunuzda uygulamış olmanız önemli bir bilgidir ve çok değerlidir. Boylece sizin torununuza anlatacak bir çiğdem gezmesi hikayenizin olduğunu öğrenmiş olduk. Oysa bizim çocuklarımızın ve torunlarımızın böyle bir hikayesi olmayacak. Çünkü onlar bu geleneği tanımadan büyüyor, yani bir miras gözlerimizin önünde ölüyor. Buna "dur" demek hepimizin görevi. Öncelikle ilimizin güzide bilim kurumu olan Bozok Üniversitemizin bu mirasın canlı tanıkları ile görüşüp bilgileri derlemesi gerekir. Sonra da Valilik ve Belediye bütün birim ve imkanlarıyla bu "dünya mirası"nı korumalı ve gelecek kuşaklara aktarmalıdır.
Bu konuda Çankırı Belediyesi ve Karatekin Üniversitesi'nin bu yıl göstermiş olduğu duyarlılığı not etmek isterim. Bu yıl Gazi Üniversitesi Türk Halkbilimi Topluluğunun öncülüğünde Çiğdem Gezmesi törenleri Çankırı'da yapıldı ve Ankara'daki üniversitelerin (Gazi, Ankara, Hacettepe ve Bilkent)öğrencileri, Karatekin Üniversitesi'nin öğrencileri ile buluşarak Çankırı Belediyesi'nin öncülüğünde belirlenen bir köyde Çiğdem Gezmesi yaptılar, birlikte pilav yapıp yediler, eğlendiler. Hem kendileri hatırladılar hem halka hatırlattılar bu güzel geleneği. Fox Tv ve Hürriyet başta olmak üzere basın bu ilgi çekici geleneği geniş şekilde haber yaptı.
Dilerim gelecek yıl daha görkemli kutlamalara Yozgat Belediyesi ve Bozok Üniversitesi ev sahipliği yapar. Biz de orada buluşup çiğdem Gezmesi anılarımızı tazeleriz.
öcal Oğuz -- 09.04.2010 20:02
“Çiğdem gezmesi” dünya mirası olarak Unesco’da
Saygıdeğer Hocam,
Yozgat kültürünün yaşatılması, geleceğe aktarımı ve tescillenmesi için göstermiş olduğunuz çaba ve ulaştığınız netice her türlü taktirin üzerindedir.Öncelikle sizi kutluyorum,çalışmalarınızın devamını diliyorum...
Bu vesileyle, "çiğdem törenleri" ile ilgili hatırımda kalan
bir anekdotu ilave etmek istiyorum.Bahsettikleriniz ve Akif Kardeşimin ilavesine ek olarak, yapılan "çiğdem pilavına" elde kalan çiğdemlerin kökleri soyularak açığa çıkan beyaz soğanı, pilav pişmeye yakın boca edilir ve yeme işlemine öyle geçilirdi...
Köklerin aroması ve tadı, pilava ayrı bir lezzet katardı...
Saygılarımla...
Serhat Ünsal -- 05.04.2010 20:29
“Çiğdem gezmesi” dünya mirası olarak Unesco’da
Bizden önceki nesillerin birebir yaşayarak bizlere aktardıkları çiğdem gezmesi kültürünü UNESCO nun dünya kültür mirasları arasına alarak bizden sonraki kuşaklara aktarılması ve dünya halkbilimcilerinin de izlenimine açmanızdan dolayı yapmış olduğunuz başarılı çalışmalarınıza bir Yozgatlı olarak teşekkürlerimi sunarım. Değerli hocam yapmış olduğunuz çalışmalar sizinle iftihar etmemize vesile.
Size Allahtan sağlık ve uzun ömürler dilerim.
Not: Erdinç isimli arkadaşın yozgat halk kültürüne ait yapmış olduğu yoruma bende katılıyorum bu konuda görsel sunumlu geniş bir program yaparak geçmişte Yozgatlının giyim kuşam tarzı hakkında bilgilerinizi ifşa etmenizi de rica ediyorum.
alper -- 02.04.2010 16:19
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
4
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00