BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
190
Dün
:
4633
Toplam
:
14644030
Bozok Yazııları Prof. Dr. M.Öcal Oğuz
Üreten olmazsa üretim olmaz...
ocaloguz1@yahoo.com

Osmanlı İmparatorluğunun 16. yüzyıldaki yükselme döneminde küçük bir Anadolu köyü olan Yozgat, imparatorluğun gerileme dönemi olan 19. yüzyılda Çapanoğlu ailesinin öncülüğünde geniş bir bölgeyi siyasi ve iktisadi açıdan etkileyen önemli bir şehir merkezi hâline gelir. Tarihî kaynaklar bu dönemde Yozgat’ın İstanbul’un et ihtiyacını nasıl karladığını ayrıntılı olarak anlatıyor. Yirminci yüzyılın başlarında yaşayan Hüznî de Yozgat Destanı adlı uzun şiirinde bölgede hayvancılığın yeri ve önemi üzerinde durur. Geleneksel hayvancılık ve tarımdan, tarımsal sanayiye ve organik gıda üretimine geçiş mümkün olamadı veya çok geç kalındı.
Türkiye’nin şehirleşme ve sanayileşme döneminde, yanlış sanayileşmenin mağdurları veya görünmezleri arasında yer aldı. Devletin ve özel sektörün birkaç büyük şehir etrafında gelişen sanayileşme planlamasının dışında kaldı. Süreç içinde daha çok özel sektör eliyle Anadolu’ya yayılan sanayileşmeden de payına pek bir şey düşmedi. “Anadolu Kaplanları” Bozok Yaylasında pek barınamadı.
Devletin imkân ve planlamasıyla pek çok farklı noktadan gelen insanların bir araya geldiği askerî okul, askeri birlik, polis okulu, fakülte, üniversite gibi bulundukları yerlerde sosyal ve kültürel olduğu kadar ekonomik hareketlilik de sağlayan kurumlardan -son yıllarda açılan üniversiteye kadar- pek fazla nasiplenemedi.
Yozgat, Karayolu açısından Doğu-Batı ekseninde önemli bir geçiş noktasında yer almasına karşılık, “durulan”, “merak edilen” ve “ üretimleri satın alınan” bir yol hikâyesi ve imgesi yaratamadı. Bir iki mola yeri ve birkaç mütevazı restoranla yetinmek durumunda kaldı. Araçlar yollarından aktı gitti, durmalarını, duraklamalarını, konaklamalarını sağlayamadı. Havayolunun öne çıktığı günümüzde ise karayolu bu yönüyle eski önemini yitirdi.
Yozgat, başta Sorgun ve Sarıkaya olmak üzere kaplıcalar bakımından zengin olmasına rağmen bu alanda bir Türkiye veya en azından bölge markası ve adresi olamadı. Oysa bu sektör bir sağlık ve tatil seçeneği olarak çok büyük bir pazar oluşturmaktadır. Bir tarih ve turizm merkezi olan Sarıkaya hamamı ise 1970’lerde yıkılıp betonlaştırılmıştı. Şimdi tekrar ayağa kaldırılmaya çalışılıyor.
Hattuşa’nın ve Hitit uygarlığının kolları Yozgat’ta, öte yandan buralara kolay ulaşım imkânı da Yozgat’ta. Ama bu yönde gözle görünür bir çaba yok. Tarihî mirasları tanıtan, onları film, dizi, belgesel gibi görsel sanatların mevzuu hâline getiren sanatçılar yok, varsa da imkân ve fırsatları yok.
Yozgat’ın Bozok Yaylası, Akdağ, Sarıkaya, Çekerek ve Kadışehri ormanları ve irili ufaklı dağları oksijen deposudur. Başta futbol takımları olmak üzere spor yapanlar için bir imkân ve seçenek yaratılabilirdi, olmuyor, olamıyor.
Geçmiş için hayıflanmak yerine bugün elde olan imkânlarla ve zamanın ruhuna uygun olarak ne yapabiliriz sorusuna cevap aramamız lâzım: Yozgat’ın -çok şükür- henüz bozulmamış doğası, organik tarım yapmaya müsait ekilebilir alanları, genleriyle oynanmamış, endemik bitki ve tahıl türleri, geleneksel hayvancılığa uygun meraları, kaplıcaları, tarihî eserleri, hızlı trenin yakın zamanda seferlerine başlayacak olmasıyla büyük yerleşim yerlerinden kolay ve ucuz ulaşılabilirliği, tarihî eser, yaşayan kültür, sağlık ve güvenilir gıda bakımından yüzbinlerce insanı hafta sonları kendine çekebilirlik ve günübirlik veya konaklamalı misafir edebilirlik kapasitesi, Bozok Üniversitesinin kurulması ve kurumlaşma çalışmaları gibi pek çok akla gelen gelmeyen ayrıcalığı ve özelliği, Yozgat’ın geleceğe dönük imkân ve fırsatları arasındadır.
Türkiye’de son yıllarda devlet kurumlarından daha çok özel teşebbüs yatırım yapıyor. Devlet veya uluslararası kuruluşlar danışmanlık, görünürlük, kredi, teşvik vb. destekler sağlıyor. Yozgat’ta küçük, orta veya büyük ölçekli projeler yapan, zamana ve ihtiyaçlara uygun yeni fikirler üreten, bunları hayata geçiren girişimcilere ihtiyaç var. İşte Yozgat’ın üretemediği veya bünyesinde tutamadığı bu tür insanlardır vesselam.

01.01.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Hemşehrimiz Nihal Atsız - Yozgat şair ve yazarlar müzesi
evet,yozagata şair ve yazarlar müzesi yakışır.haklısınız .ilgililerin bu meseleye çoktan el atması gerekirdi.sizi bu konuda yürekten destekliyoruz.hürmetler.
rıdvan -- 07.02.2010 08:28
Noel Baba ve Nasreddin Hoca
Sn Oğuz;
Yorumuma yapmış olduğunuz açıklayıcı bilgi için size minnetarım. Ancak bu izahatını ile kafamdaki sualler yok olmuş bulunuyor. Takdir edersiniz ki üstadım; şahsınız yanında "Dereke-Mirkat" sayılırız. Ama berkarar tavrınız takdire şâyan doğrusu. Sizin gibi bir üstadın yanında naçizane nakiselerimizin büyük bir ince uslub ile kapatıldığını görmek, Sizin gibi mütefekkir bir düşünürden yorum almak ayrı bir heyecan. Umarım!.. Bundan sonraki yazılarınızdaki şârıkalar ile aydınlanmak dileğiyle, saygılarımı sunarım.
Aymer -- 28.01.2010 16:53
Noel Baba ve Nasreddin Hoca
evet hocam,noel baba ve nasreddin hoca her ikisi de benzer kültür kodlarıdır.Bu konuda daha fazla söze de gerek yoktur.yazılarınızdan feyz aldığımızı belirtmek isterim.saygılarımla..
sakin -- 27.01.2010 12:05
Noel Baba ve Nasreddin Hoca
Sayın Aymer,
Bir yazar olarak okunmak ve yorumlanmak duyguları okşayan güzel bir jest, teşekkür ederim. Bir daha belki bu konuya dönemem kaygısıyla sizin fikirlerinize cevap olabilecek bir kaç cümlemi buraya yazmak istiyorum.
Benim söylediklerim Noel Baba'nın veya Noel Baba'ya kimlik veren mitolojik veya tarihi kişilerin halk arasında gerçek sanılan ve onlarca varyantı olan hayat hikayeleri ile ilgili değildi. Eğer bu olsaydı, 21 Aralık'ta en uzun gecenin yaşanması ve 22 Aralık'ta dünyanın gündüzün yani baharın lehine dönmesi ile 24 Atalık'ta Noel kutlanması arasında bir ilişki kurar, sonra da "Saint Nikola" hikayelerini aktararak konuya girerdim ve sizin "farazi" dediğiniz gibi ben de "mitik bir inanç kişisi" ile ilgili fikirler söylerdim. Ben 19. ve 20. yüzyılda ABD'de ortaya çıkan bir popüler kültür öğesinin bize ait benzer kültür kod ve kişilerini nasıl yok ettiğini anlatmaya çalıştım. Noel Baba eksenli kutlamalardan sakınmak isteyen halkın Nasreddin Hoca'yı onun yerine koymasının isabetsizliğini vurguladım ve Türk kültüründe böyle bir rol ve işlevin Boz Atlı Hızır'da olduğunu söyledim.
Sizin Hızır'la ilgili "Hıdırellez" yorumunuz doğru fakat sadece "Hıdırellez" gün ve kutlamasının nedenini açıklamak için halk tarafından yaratılmış bir efsanedir. Bu efsane daha başka varyantlarıyla birlikte başta hemşehrimiz Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak'ın Hıdırellez içerikli kitabı olmak üzere konuyla ilgili yüzlerce kaynakta vardır.
İslam öncesi kaynaklarda "Boz Atlı Yol İyesi", İslami dönemde "Boz Atlı Hızır" ve "Hızır A.S." olarak bilinen, kanatlı bir ata binen, iyilik, bolluk ve bereket getirmek üzere yardım isteyen herkesin yardımına yetişen, bu nedenle de "Hızır gibi yetişmek" deyiminin türemesine vesile olan mitolojik veya ruhani kişinin yanında hiç bir zaman "İlyas"ın adı geçmez. İlyas ile ilgili anlatılar sadece Hıdırellez'de vardır. Örneğin Nevruz'da da Hızır'ın geldiğine inanılır ama İlyas'tan söz edilmez.
"Noel Baba hediye verir, Hızır umut" yaklaşımınıza gelince, Noel Baba'nın hediye vermesi, hediye sektörünün popüler kültür içinde Noel Baba figürünü kullanarak yarattığı ticari bir olaydır ve oldukça yenidir. Evinde çam süsleyen, penceresine merdiven koyan kişiler de mitolojik Noel Baba'nın evlerine uğramasını diliyorlar, umuyorlar. Hızır için de evimize gelirse abdest alsın, namaz kılsın diye ibrik ve seccade hazırlandığını ve misfir odasına konduğunu biliyoruz. Gelmesi muhtemel yere un serpildiği ve ayak izlerine bakılarak oraya Hızır'ın uğrayıp uğramadığının anlaşılmaya çalışıldığı şeklinde halk inançları vardır.
Sonuç olarak, Noel de Hızır da, benzer kültür kodlarıdır. Biri Hıristiyanlar diğeri Müslümanlar arasında yaşar. Ben neden kendi kültürümüzden kaynaklanan Hızır'ı unutuyor da Noel'i öğreniyoruz diye sormuştum ve Nasreddin Hoca'nın Noel'in alternatifi olamayacağını söylemiştim. Ayrıca da Noel ile Hızır arasındaki sizin dediğiniz gibi "aleni" farkları işaret ederek, kendi kültürümüzü unutmayalım demek istemiştim.
Bazen insanın düşündükleri ile yazdıkları aynı anlama gelemeyebiliyor, demek ki meramımı iyi anlatamamışım.
Selam ve saygıyla.
Öcal Oğuz



Öcal Oğuz -- 23.01.2010 02:20
Noel Baba ve Nasreddin Hoca
Sn Oğuz;
Yazınızdaki karşılaştırmanın nereye varacağını anlamaya çalışarak büyük bir merakla okudum. Zira "Noel" Kelime anlamıyla; Hristiyanlar tarafından mesih olarak kabul edilen İsa'nın (Nasıra'lı İsa olarak da bilinir) doğum gününün geleneksel kutlamasıdır. "Noel Baba" nın ise tıpkı doğum gününde verilen hediyeleri temsilen dağıtıcı olmasıdır. Noel Baba İsayı(mesih olması açısından)temsilen oluşturulmuş bir farazi-Mitolojik İnsan dır. Yani tek canlıdır. Birebir benzetmeye çalıştığınız "Hızır" ise "Hıdırellez"-ki gerçek açılımı budur- Hızır a.s. ile İlyas a.s.ın birleştirilmesidir. Ve bu 2 kardeş 1 yıl arayla buluşuyorlar. Yani 2 canlıdır. Demem o ki; Noel Baba hediye verir, Hızır ise umut. Aradaki fark, benzeşmeyecek kadar aleni... Saygılar
Aymer -- 21.01.2010 17:45
Noel Baba ve Nasreddin Hoca
hocam,yazıllarınız hem türk kültürüne ,hem de yozgat kültürüne katkı sağlayacak türden.Bunları kalıcı olması bakımından değerlendirmeyi oüşünüyormusunuz.takdir sizin.
rıza -- 10.01.2010 23:57
Noel Baba ve Nasreddin Hoca
Bir nasrettin hoca ile bir noel baba mukayesesi ancak bu kadar mükemmel olabirdi.hocam bu harika yorumunuz için sizi tebrik ediyor,nice mutlu yıllar diliyorum.saygı ile...
lütfi -- 02.01.2010 12:30
Kurban ölüyor!
her yazınız ilminizin ışığında bize aydınlatıyor.sayenizde göremediklerimizi ,bilemediklerimi öğreniyoruz. teşekkürler.
orhan -- 22.12.2009 01:02
Kurban ölüyor!
türkeyanen ber kurban gerçeği ancak bu kadar güzel anlatılablirdi.kaleminize sağlık hocam,bayramınız kutlu olsun.
sinem -- 30.11.2009 08:50
Dünya köyler bölgesi ve Yozgat
yozgat,türkiyenin ikinci tarım devrinde çok şeyi ıskalamıştır.bunun fakında degildir maalesef..
alpay -- 11.11.2009 20:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
6
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00