BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.09.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
210
Dün
:
4633
Toplam
:
14474374
Bozok Yazııları Prof. Dr. M.Öcal Oğuz
SARIKAYA HAMAMINDA AREFE SUYU
ocaloguz1@yahoo.com
Kültürümüzde Yozgat ağzıyla “arefe”, Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre “arife”, bayramdan önceki gündür ve Ramazan ve Kurban Bayramlarıyla ilgili hummalı son hazırlıklar bugün yapılır. Ev temizliği, köy, mahalle veya akraba ile Bayram Namazından sonra yenecek toplu yemeğin hazırlığı ve özellikle çocukların yıkanıp temizlenmesi, giyeceklerinin hazırlanması.
Arefe suyuna girmek sadece çocuklar için değil, büyükler için de sevap olarak kabul edilir. Ancak “arılık duruluk”, “su gibi aziz ol” sözleri arasında arefe suyuna giren çocukların boylarının uzayacağı da söylenirdi.
Bizim çocukluğumuzda kar veya yağmur yolları kapatmamışsa arafe suyuna girmek üzere köyden Hamam’a da giderdik. Hamam, bugünkü Sarıkaya’nın halk arasındaki adıydı. Bu ad kasabanın ortasındaki tarihî hamamdan geliyordu. Sarıkaya adı ise ilçe olma sırasında Aşağı Sarıkaya kasabasından ödünçlenmiş yeni bir isimdi. Hamam kasabasında eskiden Pazar günleri, sebze-meyve, tahıl, pırtı ve hayvan pazarı kurulurdu. Bu nedenle Hamam Pazarı ifadesi de yaygın olarak kullanılırdı.
Günümüzde “Roma Hamamı” diye meşhurlaşan ama bizim yöre halkı olarak sadece “Hamam” olarak adlandırdığımız tarihî yapı, bütün güzelliği ve özelliği ile 1970’lerin başında ayaktaydı. Üstü açık ve büyük havuz erkekler hamamı, üstü kapalı ve küçük havuz ise kadınlar hamamı olarak adlandırılırdı. 7-8 yaşlarıma kadar rahmetli annemle küçük hamamda çok çimdim, çok arefe suyuna girdim. Yaşım biraz büyüyünce rahmetli babamla, sonra da kendi başıma erkekler hamamında arefe suya girdim, tumdum ve yüzdüm.
Türkiye’nin “beton” yapılara yavaş yavaş sevdalanmaya başlandığı 1970’lerde Belediye bu tarihî yapıyı, kemerleri, süslü taşları ve havuzlarıyla birlikte yıktı, suyunu beton ve demirden yapılan yeni hamama taşıdı. Ne yazık ki tarihî miras şuuru pek gelişmediği için kimse “dur, yapma” demedi, hatta “eski taş yapıdan bizi kurtardı” diyerek memnun oldu.
Şimdilerde halk da devlet de kültürün, kültürel mirasın ve kültür turizminin farkına vardı. Herkes 1970’lerde yıkılan hamamı yeniden ihya etmek, ayağa kaldırmak için gayrete geldi. Bu çabalar yavaş yavaş semeresini vermeye, Yozgat ve Sarıkaya bu tarihî eser sayesinde farklı bir alanda tanınır olmaya başladı.
Bu tanınma sürecinin yeni halkası bir Ramazan müjdesi olarak UNESCO’dan geldi. Sarıkaya Hamamı, Mayıs ayında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine kaydedildi. Böylece ilerde asıl listeye alınmasının da yolu açıldı. Ben buna Yozgat’ın ve Sarıkaya’nın arafe suyunda yıkanması demek istiyorum.
Bu tarihten sonra Yozgat ve Sarıkaya gerek ulusal gerekse uluslararası alanda yeni ziyaretçilerle karşılaşacaktır. Özellikle Yüksek Hızlı Tren de bu süreci olumlu yönde destekleyecektir.
Ancak “yalnız taş duvar olmaz” veya “bir çiçekle yaz gelmez” sözlerini hatırda tutarak Yozgat’ın ziyaret ve konaklama seçeneklerini çeşitlendirmek gerekiyor. Örneğin Nevruz kapsamında Somut Olmayan Kültürel Miras Temsilî Listesine kaydedilen Çiğdem Günü, bir bahar festivali olarak kurgulanabilir, tarihî ve meşhur Haziran panayırı yeniden canlandırılabilir.
Ayrıca Dünya Miras Listesinde olan Hattuşa’nın Yozgat’taki uzantıları çok iyi anlatılabilir. Büyüknefes’te Tavium, Şahmuratlı’da Kerkenez, Akdağmadeni’nde Muşali Kalesi, Osmanpaşa’da Emirci Sultan, Şefaatli’de Karabıyık Köprüsü, Konakları, Çamlığı, Akdağ Ormanları, kaplıca ve ılıcaları ve sayamadığım kadar kültürel ve doğal miras Sarıkaya Hamamı gibi listeye girmeyi, en azından tanınır olmayı beklemektedir.
Yozgat Valiliği, Yozgat Belediyesi, Bozok Üniversitesi, ilçe kaymakamlıkları ve belediyeleri, ilgili kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları elbirliği ve işbirliği içinde ziyaret edilebilir, konaklanabilir, özgün yemekleri yenilebilir, güvenli gıdaları ve hediyeleri valizlerle eve, eşe-dosta götürülebilir bir Yozgat yaratmak için çalışmalıdır.
Kültür turizminde müzeler önemli bir yere sahiptir. Yozgat, mevcut müzelere ek olarak irili ufaklı, özel veya kamu kaynaklı müzeler kurmalıdır. Bu müzelerin bir bölümü tarihe ışık tutarken, bir bölümü de yaşayan kültürü anlatmalıdır. Yozgat’a gelen ziyaretçinin gezip görmekten zevk alacağı mesleki ve tematik müzeler varsa güçlendirilmeli, yoksa kurulması desteklenmelidir.
Eğitim, Kültür, Sanat, Edebiyat ve Basın başta olmak üzere her alanın geçmişini geleceğe taşıyan müzeler kurulmalıdır. Yozgat’ın eğitim tarihi pekâlâ tarihî bir okulda açılacak müze ile genç kuşaklara ve ziyaretçilere anlatılabilir. Yozgat’ın güçlü bir edebiyat geleneği var. Bu geleneği anlatan kapsamlı bir müze kurulabilir. Yozgat basını ve basın tarihi de öteden beri güçlüdür ve önemlidir. Türk basın tarihinin çok önemli ilk ve öncü şahsiyetleri arasında Yozgatlıların sayısı az değildir. Ayrıca basın araç ve gereçleri, matbaanın ortaya çıkışından bu yana çok çeşitlendi, çok gelişti. Bunların Yozgat özelince güçlü bir hikâyesinin müzede canlandırılması Yozgat’ı çok farklı ve özellikli bir konuma getirecektir. Yozgat bu müze sayesinde ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarının kendi mesleki duyarlılıkları bakımından da ayrıca ilgisini çekecektir.
Sonuç olarak tekrar ifade etmek isterim ki Sarıkaya Hamamının UNESCO Geçici Listesine girmesini hepimiz sembolik anlamda arefe suyunda yıkanmak ve arınmak olarak okuyalım, Yozgat’ı geleceğin refah ve kalkınma bayramına hazırlanalım.
Ramazan bayramınız mübarek olsun, ziyaret edeniniz çok olsun!

13.06.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
“Çiğdem gezmesi” dünya mirası olarak Unesco’da
çiğdem gezmesi gibi geleneği UNESCO tarafından kültürel bir miras olarak kabul ettirilmesi için göstermiş olduğunuz çaba ve emeğe sonsuz teşekkürler ederim. Değerli hocam geç tiğimiz günlerde Bozok Üniversitesi öğretim görevlileri tarafındanHayri İnal konağında Artvin Yöresi ve Yozgat yöresi kıyafetleri tanıtıldı. Bu tanıtımda bir Yozgat'lı olarak Artvin iline has kıyafetler beni çok ilgilendirmedi. Ama tanıtımda üniversiteli öğrencilerin giydiği ve gazetecilere gösterilen Yozgat kıyafetlerinin her yerde kolayca bulunabilecek cinsten basit üç etek ve şalvardan oluşan ilkokul öğrencilerinin 23 nisan bayramlarında giydikleri kıyafetlerden öteye gitmeyen kıyafetler olduğu aşikardır. Bozok üniversitesinde akademik bir kariyer ile görev yapanların nasıl böyle ucuz ve akademik hiçbir veriye dayandırılmayan tanıtıma imza attıklarına gülüyorum. Bu konu da derin bilgilerinizle hem bizi hemde Bozok üniversitesinde bu konuda bizi bilgilendirdiklerini sanan öğretim görevlilerini bilgilendirmenizi rica ederim.
Erdinç -- 31.03.2010 14:34
“Çiğdem gezmesi” dünya mirası olarak Unesco’da
Sayin M. Akif Ozan,
Çocukluğunuzdaki "Çiğdem Gezmesi" ile ilgili bilgilerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim. Verdiğiniz bilginin ne derece değerli olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Ben iki ayrı çiçek (Çiğden ve Ali Öksüz) gezdirildiğini bilmiyordum, sayenizde öğrendim. Eminim daha bilmemiz gereken bir çok ayrıntı vardır bu konuda. Bu konudaki eksikleri şehrimizdeki Üniversitenin öğrenci ve hocalarının tamamlayacağına inanıyorum. Keşke sizin ve bizim gibi gelecek kuşaklar da bu geleneği uygulasa, yaşasa ve medya ilgi gösterse.
Katkiniz için tekrar teşekkür ederim.
Selam ve saygilarimla
Öcal Oğuz -- 28.03.2010 14:42
“Çiğdem gezmesi” dünya mirası olarak Unesco’da
Sayın Hocam;Unesco'ca onaylanan 'Çiğdem Gezmesi'yazınız-
dan dolayı sizi tebrik ederim.Tabii ki bu 'Çiğdem Gezmesi' zannederim daha çok, Yozgat'ta has bir olay.
Yazınızı okurken beni hem duygulandırdınız,hemde; yıllar öncesine alıp götürdünüz.
Bugün;- altmışına-merdiven dayadığımız için ve bir de,
'yozgat'-lı olan ben,7-8 yaşlarında iken bu 'Çiğdem Gezmesini'
bire-bir yaşadım.Bu -Çiğdem Gezmesi-nin bir kaç özel durumun-
dan bahsedeyim belki bir katkım olur.
Çiğdem gezmesi -Mahalleler arası- bir yarış olurdu.Yarış derken,Baharın müjdecisi olan Çiğdemi ilk gören,toplayan ve
çiğdem gezmesi yapan MAHALLE 1.olur,ilk gören kişi ise KAHRAMAN.
Çalı tabir edilen dikenli ağaçcığın dikenlerine toplanan çiğdemlerin soğanları saplanırdı.
Tamamen çiğdem olmaz, eflatun çiğdem, 'Aliöksüz',Yozgat ağzı ile (Alooğsüz) de takılırdı.
Yazınızda belirtildiği gibi 'Yağ verenin oğlu,bulgur verenin kızı' olsun denir ve;
Ayrıca bir şey daha yapardık;
Yağ verenin oğlu olsun der VE ona Sarı Çiğdem den,bulgur verenin kızı olsun der ve ona'da Eflatun olan Alooğsüzden -Ali Öksüz-verirdik.
Bir katkım olduysa mutlu olurum.
Yazınızdan dolayı tekrar kutlarım.
SAYGILARIMLA...

M.Akif OZAN -- 26.03.2010 16:37
“Çiğdem gezmesi” dünya mirası olarak Unesco’da
demek bizim çocukluğumuzda topladığımız,pilavını yediğimiz baharın müjdecisi çiğdem gezmesi anlamlı kutlama unesko kayıtlarına girmiş..teşyeekkürler hocam ve ne mutlu bize...
ender -- 25.03.2010 07:49
“Çiğdem gezmesi” dünya mirası olarak Unesco’da
değerli hocam,çiğdem gezmesini unesco kayıtlara geçirmeniz nedeniyle sizi can-ü gönülden tebrik ederim.saygılarımla..
sebahat -- 21.03.2010 14:41
“Çiğdem gezmesi” dünya mirası olarak Unesco’da
hocam,yozgatın çiğdem gezmesini unesco kayıtlarına geçirdiğiniz gibi sizi hem kutlarım,hem de çocukluğu çiğdem gezemesiyle geçen yozgatlılar adına teşekkür ederim.Bu yaptığınız büyük iş..fakedenler adına tekrar teşekkürmer.
Berrin -- 20.03.2010 08:30
Hemşehrimiz Nihal Atsız - Yozgat şair ve yazarlar müzesi
hocam,her yazınızda sayenizde yeni şeyler öğreniyorum.teşekkürler.
selim -- 07.03.2010 22:05
Hemşehrimiz Nihal Atsız - Yozgat şair ve yazarlar müzesi
yozgat eksenli makaleleleriniz bize bilmediğimiz çok şeyi öğretiyor.yozgat aslında çoğu bskımdan değerler manzumesi..yani bizi her yazınızda irşad ediyorsunuz.sağolun
sercan -- 28.02.2010 15:03
Hemşehrimiz Nihal Atsız - Yozgat şair ve yazarlar müzesi
değerli hocam,yazdıklarınızla hep bizim yozgata dair bilgi dağarcığımızı zenginleştiriyorsunuz..size çok teşekkürlerim sunuyoruz.saygılar.
seda -- 25.02.2010 08:17
Hemşehrimiz Nihal Atsız - Yozgat şair ve yazarlar müzesi
değerli hocam,yozgatlı hiç bi zaman şairine,yazarına,gastecisine,ressamına,sanatkarına sahip çıkmadı.boşuna çabalamayın,bundan sonrada sahip çıkılacağını tahmin edemiyorum.
Durak taştan -- 21.02.2010 09:39
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
5
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00