BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
196
Dün
:
4633
Toplam
:
14113021
Bozok Yazııları Prof. Dr. M.Öcal Oğuz
SARIKAYA HAMAMINDA AREFE SUYU
ocaloguz1@yahoo.com
Kültürümüzde Yozgat ağzıyla “arefe”, Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre “arife”, bayramdan önceki gündür ve Ramazan ve Kurban Bayramlarıyla ilgili hummalı son hazırlıklar bugün yapılır. Ev temizliği, köy, mahalle veya akraba ile Bayram Namazından sonra yenecek toplu yemeğin hazırlığı ve özellikle çocukların yıkanıp temizlenmesi, giyeceklerinin hazırlanması.
Arefe suyuna girmek sadece çocuklar için değil, büyükler için de sevap olarak kabul edilir. Ancak “arılık duruluk”, “su gibi aziz ol” sözleri arasında arefe suyuna giren çocukların boylarının uzayacağı da söylenirdi.
Bizim çocukluğumuzda kar veya yağmur yolları kapatmamışsa arafe suyuna girmek üzere köyden Hamam’a da giderdik. Hamam, bugünkü Sarıkaya’nın halk arasındaki adıydı. Bu ad kasabanın ortasındaki tarihî hamamdan geliyordu. Sarıkaya adı ise ilçe olma sırasında Aşağı Sarıkaya kasabasından ödünçlenmiş yeni bir isimdi. Hamam kasabasında eskiden Pazar günleri, sebze-meyve, tahıl, pırtı ve hayvan pazarı kurulurdu. Bu nedenle Hamam Pazarı ifadesi de yaygın olarak kullanılırdı.
Günümüzde “Roma Hamamı” diye meşhurlaşan ama bizim yöre halkı olarak sadece “Hamam” olarak adlandırdığımız tarihî yapı, bütün güzelliği ve özelliği ile 1970’lerin başında ayaktaydı. Üstü açık ve büyük havuz erkekler hamamı, üstü kapalı ve küçük havuz ise kadınlar hamamı olarak adlandırılırdı. 7-8 yaşlarıma kadar rahmetli annemle küçük hamamda çok çimdim, çok arefe suyuna girdim. Yaşım biraz büyüyünce rahmetli babamla, sonra da kendi başıma erkekler hamamında arefe suya girdim, tumdum ve yüzdüm.
Türkiye’nin “beton” yapılara yavaş yavaş sevdalanmaya başlandığı 1970’lerde Belediye bu tarihî yapıyı, kemerleri, süslü taşları ve havuzlarıyla birlikte yıktı, suyunu beton ve demirden yapılan yeni hamama taşıdı. Ne yazık ki tarihî miras şuuru pek gelişmediği için kimse “dur, yapma” demedi, hatta “eski taş yapıdan bizi kurtardı” diyerek memnun oldu.
Şimdilerde halk da devlet de kültürün, kültürel mirasın ve kültür turizminin farkına vardı. Herkes 1970’lerde yıkılan hamamı yeniden ihya etmek, ayağa kaldırmak için gayrete geldi. Bu çabalar yavaş yavaş semeresini vermeye, Yozgat ve Sarıkaya bu tarihî eser sayesinde farklı bir alanda tanınır olmaya başladı.
Bu tanınma sürecinin yeni halkası bir Ramazan müjdesi olarak UNESCO’dan geldi. Sarıkaya Hamamı, Mayıs ayında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine kaydedildi. Böylece ilerde asıl listeye alınmasının da yolu açıldı. Ben buna Yozgat’ın ve Sarıkaya’nın arafe suyunda yıkanması demek istiyorum.
Bu tarihten sonra Yozgat ve Sarıkaya gerek ulusal gerekse uluslararası alanda yeni ziyaretçilerle karşılaşacaktır. Özellikle Yüksek Hızlı Tren de bu süreci olumlu yönde destekleyecektir.
Ancak “yalnız taş duvar olmaz” veya “bir çiçekle yaz gelmez” sözlerini hatırda tutarak Yozgat’ın ziyaret ve konaklama seçeneklerini çeşitlendirmek gerekiyor. Örneğin Nevruz kapsamında Somut Olmayan Kültürel Miras Temsilî Listesine kaydedilen Çiğdem Günü, bir bahar festivali olarak kurgulanabilir, tarihî ve meşhur Haziran panayırı yeniden canlandırılabilir.
Ayrıca Dünya Miras Listesinde olan Hattuşa’nın Yozgat’taki uzantıları çok iyi anlatılabilir. Büyüknefes’te Tavium, Şahmuratlı’da Kerkenez, Akdağmadeni’nde Muşali Kalesi, Osmanpaşa’da Emirci Sultan, Şefaatli’de Karabıyık Köprüsü, Konakları, Çamlığı, Akdağ Ormanları, kaplıca ve ılıcaları ve sayamadığım kadar kültürel ve doğal miras Sarıkaya Hamamı gibi listeye girmeyi, en azından tanınır olmayı beklemektedir.
Yozgat Valiliği, Yozgat Belediyesi, Bozok Üniversitesi, ilçe kaymakamlıkları ve belediyeleri, ilgili kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları elbirliği ve işbirliği içinde ziyaret edilebilir, konaklanabilir, özgün yemekleri yenilebilir, güvenli gıdaları ve hediyeleri valizlerle eve, eşe-dosta götürülebilir bir Yozgat yaratmak için çalışmalıdır.
Kültür turizminde müzeler önemli bir yere sahiptir. Yozgat, mevcut müzelere ek olarak irili ufaklı, özel veya kamu kaynaklı müzeler kurmalıdır. Bu müzelerin bir bölümü tarihe ışık tutarken, bir bölümü de yaşayan kültürü anlatmalıdır. Yozgat’a gelen ziyaretçinin gezip görmekten zevk alacağı mesleki ve tematik müzeler varsa güçlendirilmeli, yoksa kurulması desteklenmelidir.
Eğitim, Kültür, Sanat, Edebiyat ve Basın başta olmak üzere her alanın geçmişini geleceğe taşıyan müzeler kurulmalıdır. Yozgat’ın eğitim tarihi pekâlâ tarihî bir okulda açılacak müze ile genç kuşaklara ve ziyaretçilere anlatılabilir. Yozgat’ın güçlü bir edebiyat geleneği var. Bu geleneği anlatan kapsamlı bir müze kurulabilir. Yozgat basını ve basın tarihi de öteden beri güçlüdür ve önemlidir. Türk basın tarihinin çok önemli ilk ve öncü şahsiyetleri arasında Yozgatlıların sayısı az değildir. Ayrıca basın araç ve gereçleri, matbaanın ortaya çıkışından bu yana çok çeşitlendi, çok gelişti. Bunların Yozgat özelince güçlü bir hikâyesinin müzede canlandırılması Yozgat’ı çok farklı ve özellikli bir konuma getirecektir. Yozgat bu müze sayesinde ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarının kendi mesleki duyarlılıkları bakımından da ayrıca ilgisini çekecektir.
Sonuç olarak tekrar ifade etmek isterim ki Sarıkaya Hamamının UNESCO Geçici Listesine girmesini hepimiz sembolik anlamda arefe suyunda yıkanmak ve arınmak olarak okuyalım, Yozgat’ı geleceğin refah ve kalkınma bayramına hazırlanalım.
Ramazan bayramınız mübarek olsun, ziyaret edeniniz çok olsun!

13.06.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Hemşehrimiz Nihal Atsız - Yozgat şair ve yazarlar müzesi
evet,yozagata şair ve yazarlar müzesi yakışır.haklısınız .ilgililerin bu meseleye çoktan el atması gerekirdi.sizi bu konuda yürekten destekliyoruz.hürmetler.
rıdvan -- 07.02.2010 08:28
Noel Baba ve Nasreddin Hoca
Sn Oğuz;
Yorumuma yapmış olduğunuz açıklayıcı bilgi için size minnetarım. Ancak bu izahatını ile kafamdaki sualler yok olmuş bulunuyor. Takdir edersiniz ki üstadım; şahsınız yanında "Dereke-Mirkat" sayılırız. Ama berkarar tavrınız takdire şâyan doğrusu. Sizin gibi bir üstadın yanında naçizane nakiselerimizin büyük bir ince uslub ile kapatıldığını görmek, Sizin gibi mütefekkir bir düşünürden yorum almak ayrı bir heyecan. Umarım!.. Bundan sonraki yazılarınızdaki şârıkalar ile aydınlanmak dileğiyle, saygılarımı sunarım.
Aymer -- 28.01.2010 16:53
Noel Baba ve Nasreddin Hoca
evet hocam,noel baba ve nasreddin hoca her ikisi de benzer kültür kodlarıdır.Bu konuda daha fazla söze de gerek yoktur.yazılarınızdan feyz aldığımızı belirtmek isterim.saygılarımla..
sakin -- 27.01.2010 12:05
Noel Baba ve Nasreddin Hoca
Sayın Aymer,
Bir yazar olarak okunmak ve yorumlanmak duyguları okşayan güzel bir jest, teşekkür ederim. Bir daha belki bu konuya dönemem kaygısıyla sizin fikirlerinize cevap olabilecek bir kaç cümlemi buraya yazmak istiyorum.
Benim söylediklerim Noel Baba'nın veya Noel Baba'ya kimlik veren mitolojik veya tarihi kişilerin halk arasında gerçek sanılan ve onlarca varyantı olan hayat hikayeleri ile ilgili değildi. Eğer bu olsaydı, 21 Aralık'ta en uzun gecenin yaşanması ve 22 Aralık'ta dünyanın gündüzün yani baharın lehine dönmesi ile 24 Atalık'ta Noel kutlanması arasında bir ilişki kurar, sonra da "Saint Nikola" hikayelerini aktararak konuya girerdim ve sizin "farazi" dediğiniz gibi ben de "mitik bir inanç kişisi" ile ilgili fikirler söylerdim. Ben 19. ve 20. yüzyılda ABD'de ortaya çıkan bir popüler kültür öğesinin bize ait benzer kültür kod ve kişilerini nasıl yok ettiğini anlatmaya çalıştım. Noel Baba eksenli kutlamalardan sakınmak isteyen halkın Nasreddin Hoca'yı onun yerine koymasının isabetsizliğini vurguladım ve Türk kültüründe böyle bir rol ve işlevin Boz Atlı Hızır'da olduğunu söyledim.
Sizin Hızır'la ilgili "Hıdırellez" yorumunuz doğru fakat sadece "Hıdırellez" gün ve kutlamasının nedenini açıklamak için halk tarafından yaratılmış bir efsanedir. Bu efsane daha başka varyantlarıyla birlikte başta hemşehrimiz Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak'ın Hıdırellez içerikli kitabı olmak üzere konuyla ilgili yüzlerce kaynakta vardır.
İslam öncesi kaynaklarda "Boz Atlı Yol İyesi", İslami dönemde "Boz Atlı Hızır" ve "Hızır A.S." olarak bilinen, kanatlı bir ata binen, iyilik, bolluk ve bereket getirmek üzere yardım isteyen herkesin yardımına yetişen, bu nedenle de "Hızır gibi yetişmek" deyiminin türemesine vesile olan mitolojik veya ruhani kişinin yanında hiç bir zaman "İlyas"ın adı geçmez. İlyas ile ilgili anlatılar sadece Hıdırellez'de vardır. Örneğin Nevruz'da da Hızır'ın geldiğine inanılır ama İlyas'tan söz edilmez.
"Noel Baba hediye verir, Hızır umut" yaklaşımınıza gelince, Noel Baba'nın hediye vermesi, hediye sektörünün popüler kültür içinde Noel Baba figürünü kullanarak yarattığı ticari bir olaydır ve oldukça yenidir. Evinde çam süsleyen, penceresine merdiven koyan kişiler de mitolojik Noel Baba'nın evlerine uğramasını diliyorlar, umuyorlar. Hızır için de evimize gelirse abdest alsın, namaz kılsın diye ibrik ve seccade hazırlandığını ve misfir odasına konduğunu biliyoruz. Gelmesi muhtemel yere un serpildiği ve ayak izlerine bakılarak oraya Hızır'ın uğrayıp uğramadığının anlaşılmaya çalışıldığı şeklinde halk inançları vardır.
Sonuç olarak, Noel de Hızır da, benzer kültür kodlarıdır. Biri Hıristiyanlar diğeri Müslümanlar arasında yaşar. Ben neden kendi kültürümüzden kaynaklanan Hızır'ı unutuyor da Noel'i öğreniyoruz diye sormuştum ve Nasreddin Hoca'nın Noel'in alternatifi olamayacağını söylemiştim. Ayrıca da Noel ile Hızır arasındaki sizin dediğiniz gibi "aleni" farkları işaret ederek, kendi kültürümüzü unutmayalım demek istemiştim.
Bazen insanın düşündükleri ile yazdıkları aynı anlama gelemeyebiliyor, demek ki meramımı iyi anlatamamışım.
Selam ve saygıyla.
Öcal Oğuz



Öcal Oğuz -- 23.01.2010 02:20
Noel Baba ve Nasreddin Hoca
Sn Oğuz;
Yazınızdaki karşılaştırmanın nereye varacağını anlamaya çalışarak büyük bir merakla okudum. Zira "Noel" Kelime anlamıyla; Hristiyanlar tarafından mesih olarak kabul edilen İsa'nın (Nasıra'lı İsa olarak da bilinir) doğum gününün geleneksel kutlamasıdır. "Noel Baba" nın ise tıpkı doğum gününde verilen hediyeleri temsilen dağıtıcı olmasıdır. Noel Baba İsayı(mesih olması açısından)temsilen oluşturulmuş bir farazi-Mitolojik İnsan dır. Yani tek canlıdır. Birebir benzetmeye çalıştığınız "Hızır" ise "Hıdırellez"-ki gerçek açılımı budur- Hızır a.s. ile İlyas a.s.ın birleştirilmesidir. Ve bu 2 kardeş 1 yıl arayla buluşuyorlar. Yani 2 canlıdır. Demem o ki; Noel Baba hediye verir, Hızır ise umut. Aradaki fark, benzeşmeyecek kadar aleni... Saygılar
Aymer -- 21.01.2010 17:45
Noel Baba ve Nasreddin Hoca
hocam,yazıllarınız hem türk kültürüne ,hem de yozgat kültürüne katkı sağlayacak türden.Bunları kalıcı olması bakımından değerlendirmeyi oüşünüyormusunuz.takdir sizin.
rıza -- 10.01.2010 23:57
Noel Baba ve Nasreddin Hoca
Bir nasrettin hoca ile bir noel baba mukayesesi ancak bu kadar mükemmel olabirdi.hocam bu harika yorumunuz için sizi tebrik ediyor,nice mutlu yıllar diliyorum.saygı ile...
lütfi -- 02.01.2010 12:30
Kurban ölüyor!
her yazınız ilminizin ışığında bize aydınlatıyor.sayenizde göremediklerimizi ,bilemediklerimi öğreniyoruz. teşekkürler.
orhan -- 22.12.2009 01:02
Kurban ölüyor!
türkeyanen ber kurban gerçeği ancak bu kadar güzel anlatılablirdi.kaleminize sağlık hocam,bayramınız kutlu olsun.
sinem -- 30.11.2009 08:50
Dünya köyler bölgesi ve Yozgat
yozgat,türkiyenin ikinci tarım devrinde çok şeyi ıskalamıştır.bunun fakında degildir maalesef..
alpay -- 11.11.2009 20:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
6
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00