BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 15.11.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
214
Dün
:
4633
Toplam
:
14848735
Bozok Yazııları Prof. Dr. M.Öcal Oğuz
UNESCO DÜNYA MİRAS LİSTESİ VE “HAMAM”
ocaloguz1@yahoo.com
Bugünkü Sarıkaya’nın eski adı “Hamam” idi ve Pazar günleri de hayvan dâhil, her türlü mal ve ürünün alınıp satıldığı bölge pazarı burada kurulduğu için halk arasında “Hamam Pazarı” olarak da anılırdı.
Sarıkaya’nın bin yıllar boyunca tükenmez bir kaynak olduğu anlaşılan şifalı termal suyu üzerinde ise, tarihi milattan önceki dönemlere uzanan ve yine “Hamam” olarak adlandırılan, ılıcası, kaplıcası veya termal havuzları vardı.

Biri küçük ve üstü kapalı diğeri daha büyük ve üstü açık iki ayrı bölümden ve iki ayrı havuzdan oluşan, iki bin yıldan fazla bir geçmişe sahip olan bu tarihî hamam, 1970’li yıllara kadar ayaktaydı ve kullanılmaktaydı. Büyük havuzun olduğu bölüm erkekler hamamı, küçük havuzun olduğu yer ise kadınlar hamamı olarak kullanılıyordu. Görkemli ve işlemeli taş ve mermerlerden oluşan duvarlarında yankılanan sesler hâlâ kulaklarımdadır. Zira bu tarihî hamamın üç-beş yaşlarında iken rahmetli annemle kadınlar; biraz büyüyünce rahmetli babamla erkekler bölümünde Ramazan ve Kurban bayramlarında arife suyuna pek çok kez girdiğimi hatırlıyorum.

Türkiye’nin betona, çimentoya ve demire âşık olduğu, her eski yapıyı yıkıp yenisini yapmayı gelişme, ilerleme saydığı, tarihî eser ve miras bilincinin yaygınlaşmadığı bir dönemde, bu eser de daha iyisi, daha yenisi yapılacak denilerek bizzat Belediye tarafından yıkıldı ve yerine betonarme yeni hamam yapıldı. Halk eski ve küçük olan hamamdan kendilerini kurtardığı için Belediyeye ve bu projeye öncülük edenlere teşekkür etti. Eski hamamın kalıntıları ise taş toprak altında kaybolup, unutulup gitti.

Gel zaman git zaman, dünyada yaygın olan tarihî eserleri koruma ve mirasa sahip çıkma bilinci Sarıkaya’ya da ulaştı. UNESCO’nun 1972 yılında kabul edilen “Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına Dair Sözleşme”ye bağlı olarak ilan edilen Dünya Miras Listesine girmek, bu listenin yarattığı saygınlık ve tanınırlıktan istifade etmek her tarihî kentin ve Belediyenin hedefleri arasında yer aldı.

Bu sürece memnuniyetle söylemeliyiz ki son dönemeçte de olsa Yozgat ve Sarıkaya da katıldı. Eski hamamı yeniden ortaya çıkarmak ve ziyaret edilebilir hâle getirmek için çok gayretli ve sonuçları itibariyle başarılı bir süreç yürütüldü. Bunun sonunda tarihî hamam, 2018 yılında “Sarıkaya Roma Hamamı” adıyla UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine kaydedildi. Hamamın kalıntılarının UNESCO Geçici Listesine kaydı, Yozgat’ta ve Türkiye’de olumlu bir etki yarattı, bu tarihî yapıya haklın, ziyaretçilerin ve basının dikkatini çekti.

İki bin yıldır ayakta olan ve 50 yıl önce zorla ve buldozerlerle yıkılan tarihî hamamı ayağa kaldırmak için gösterilen çabaların ne kadar yerinde olduğu görüldü, daha da olumlu sonuçları görülmeye devam edecektir.
Şimdi yapılması gereken hamamın belirlenen doğal alanını ve tampon bölgesini güçlü bir koruma ve araştırma projesiyle ayağa kaldırmak olmalıdır. Burada yapılacak kazılarla elde edilecek buluntuların açık ve kapalı alanlarda sergilenmesi, kolayca ziyaret edilmesi sağlanmalıdır.

Hamam, iki bin yıllık bir tarihe sahip olmakla birlikte son bin yılında Türkler tarafından korunmuş ve kullanılmıştır. Bu süreçteki mimaride değişiklik olmuş ise bunlar araştırılmalı ve sonuçlar müzecilik teknikleriyle sergilenmelidir.

Bu çalışmalarla birlikte, Sarıkaya kültüründe hamamın yerini, bu alanda oluşan halk kültürünü yansıtan bir müze kurulmalıdır. Bu süreçte halka çağrıda bulunulmalı ve eski hamam ile ilgili bilgi, belge, eşya veya fotoğrafları kurulacak müzeye vermeleri sağlanmalıdır. Bu arada Bozok Üniversitesi, hamam kültürünü çeşitli yönleriyle araştıran çalışmalar yapmalı ve sonuçları kurulacak Hamam Müzesi ile paylaşmalıdır.

Hamamın ve müzenin çevresinde tarihî eser ile uyumlu rekreasyon alanları, hamam ve çevre kültürü ile ilgili yerel ürün ve hediyelik eşyaların satıldığı yerler, yeme içme mekânları tasarlanmalıdır.
Hamamın iyi bir yönetişimle Yozgat’ın ve Sarıkaya’nın kültür ve sağlık turizmine çok önemli katkılar sağlayacağı inancındayım.

Bütün okurlarımızın Kurban Bayramını tebrik eder, sağlık, huzur ve mutluluk dolu nice bayramlar dilerim.

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Hemşehrimiz Nihal Atsız - Yozgat şair ve yazarlar müzesi
evet,yozagata şair ve yazarlar müzesi yakışır.haklısınız .ilgililerin bu meseleye çoktan el atması gerekirdi.sizi bu konuda yürekten destekliyoruz.hürmetler.
rıdvan -- 07.02.2010 08:28
Noel Baba ve Nasreddin Hoca
Sn Oğuz;
Yorumuma yapmış olduğunuz açıklayıcı bilgi için size minnetarım. Ancak bu izahatını ile kafamdaki sualler yok olmuş bulunuyor. Takdir edersiniz ki üstadım; şahsınız yanında "Dereke-Mirkat" sayılırız. Ama berkarar tavrınız takdire şâyan doğrusu. Sizin gibi bir üstadın yanında naçizane nakiselerimizin büyük bir ince uslub ile kapatıldığını görmek, Sizin gibi mütefekkir bir düşünürden yorum almak ayrı bir heyecan. Umarım!.. Bundan sonraki yazılarınızdaki şârıkalar ile aydınlanmak dileğiyle, saygılarımı sunarım.
Aymer -- 28.01.2010 16:53
Noel Baba ve Nasreddin Hoca
evet hocam,noel baba ve nasreddin hoca her ikisi de benzer kültür kodlarıdır.Bu konuda daha fazla söze de gerek yoktur.yazılarınızdan feyz aldığımızı belirtmek isterim.saygılarımla..
sakin -- 27.01.2010 12:05
Noel Baba ve Nasreddin Hoca
Sayın Aymer,
Bir yazar olarak okunmak ve yorumlanmak duyguları okşayan güzel bir jest, teşekkür ederim. Bir daha belki bu konuya dönemem kaygısıyla sizin fikirlerinize cevap olabilecek bir kaç cümlemi buraya yazmak istiyorum.
Benim söylediklerim Noel Baba'nın veya Noel Baba'ya kimlik veren mitolojik veya tarihi kişilerin halk arasında gerçek sanılan ve onlarca varyantı olan hayat hikayeleri ile ilgili değildi. Eğer bu olsaydı, 21 Aralık'ta en uzun gecenin yaşanması ve 22 Aralık'ta dünyanın gündüzün yani baharın lehine dönmesi ile 24 Atalık'ta Noel kutlanması arasında bir ilişki kurar, sonra da "Saint Nikola" hikayelerini aktararak konuya girerdim ve sizin "farazi" dediğiniz gibi ben de "mitik bir inanç kişisi" ile ilgili fikirler söylerdim. Ben 19. ve 20. yüzyılda ABD'de ortaya çıkan bir popüler kültür öğesinin bize ait benzer kültür kod ve kişilerini nasıl yok ettiğini anlatmaya çalıştım. Noel Baba eksenli kutlamalardan sakınmak isteyen halkın Nasreddin Hoca'yı onun yerine koymasının isabetsizliğini vurguladım ve Türk kültüründe böyle bir rol ve işlevin Boz Atlı Hızır'da olduğunu söyledim.
Sizin Hızır'la ilgili "Hıdırellez" yorumunuz doğru fakat sadece "Hıdırellez" gün ve kutlamasının nedenini açıklamak için halk tarafından yaratılmış bir efsanedir. Bu efsane daha başka varyantlarıyla birlikte başta hemşehrimiz Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak'ın Hıdırellez içerikli kitabı olmak üzere konuyla ilgili yüzlerce kaynakta vardır.
İslam öncesi kaynaklarda "Boz Atlı Yol İyesi", İslami dönemde "Boz Atlı Hızır" ve "Hızır A.S." olarak bilinen, kanatlı bir ata binen, iyilik, bolluk ve bereket getirmek üzere yardım isteyen herkesin yardımına yetişen, bu nedenle de "Hızır gibi yetişmek" deyiminin türemesine vesile olan mitolojik veya ruhani kişinin yanında hiç bir zaman "İlyas"ın adı geçmez. İlyas ile ilgili anlatılar sadece Hıdırellez'de vardır. Örneğin Nevruz'da da Hızır'ın geldiğine inanılır ama İlyas'tan söz edilmez.
"Noel Baba hediye verir, Hızır umut" yaklaşımınıza gelince, Noel Baba'nın hediye vermesi, hediye sektörünün popüler kültür içinde Noel Baba figürünü kullanarak yarattığı ticari bir olaydır ve oldukça yenidir. Evinde çam süsleyen, penceresine merdiven koyan kişiler de mitolojik Noel Baba'nın evlerine uğramasını diliyorlar, umuyorlar. Hızır için de evimize gelirse abdest alsın, namaz kılsın diye ibrik ve seccade hazırlandığını ve misfir odasına konduğunu biliyoruz. Gelmesi muhtemel yere un serpildiği ve ayak izlerine bakılarak oraya Hızır'ın uğrayıp uğramadığının anlaşılmaya çalışıldığı şeklinde halk inançları vardır.
Sonuç olarak, Noel de Hızır da, benzer kültür kodlarıdır. Biri Hıristiyanlar diğeri Müslümanlar arasında yaşar. Ben neden kendi kültürümüzden kaynaklanan Hızır'ı unutuyor da Noel'i öğreniyoruz diye sormuştum ve Nasreddin Hoca'nın Noel'in alternatifi olamayacağını söylemiştim. Ayrıca da Noel ile Hızır arasındaki sizin dediğiniz gibi "aleni" farkları işaret ederek, kendi kültürümüzü unutmayalım demek istemiştim.
Bazen insanın düşündükleri ile yazdıkları aynı anlama gelemeyebiliyor, demek ki meramımı iyi anlatamamışım.
Selam ve saygıyla.
Öcal Oğuz



Öcal Oğuz -- 23.01.2010 02:20
Noel Baba ve Nasreddin Hoca
Sn Oğuz;
Yazınızdaki karşılaştırmanın nereye varacağını anlamaya çalışarak büyük bir merakla okudum. Zira "Noel" Kelime anlamıyla; Hristiyanlar tarafından mesih olarak kabul edilen İsa'nın (Nasıra'lı İsa olarak da bilinir) doğum gününün geleneksel kutlamasıdır. "Noel Baba" nın ise tıpkı doğum gününde verilen hediyeleri temsilen dağıtıcı olmasıdır. Noel Baba İsayı(mesih olması açısından)temsilen oluşturulmuş bir farazi-Mitolojik İnsan dır. Yani tek canlıdır. Birebir benzetmeye çalıştığınız "Hızır" ise "Hıdırellez"-ki gerçek açılımı budur- Hızır a.s. ile İlyas a.s.ın birleştirilmesidir. Ve bu 2 kardeş 1 yıl arayla buluşuyorlar. Yani 2 canlıdır. Demem o ki; Noel Baba hediye verir, Hızır ise umut. Aradaki fark, benzeşmeyecek kadar aleni... Saygılar
Aymer -- 21.01.2010 17:45
Noel Baba ve Nasreddin Hoca
hocam,yazıllarınız hem türk kültürüne ,hem de yozgat kültürüne katkı sağlayacak türden.Bunları kalıcı olması bakımından değerlendirmeyi oüşünüyormusunuz.takdir sizin.
rıza -- 10.01.2010 23:57
Noel Baba ve Nasreddin Hoca
Bir nasrettin hoca ile bir noel baba mukayesesi ancak bu kadar mükemmel olabirdi.hocam bu harika yorumunuz için sizi tebrik ediyor,nice mutlu yıllar diliyorum.saygı ile...
lütfi -- 02.01.2010 12:30
Kurban ölüyor!
her yazınız ilminizin ışığında bize aydınlatıyor.sayenizde göremediklerimizi ,bilemediklerimi öğreniyoruz. teşekkürler.
orhan -- 22.12.2009 01:02
Kurban ölüyor!
türkeyanen ber kurban gerçeği ancak bu kadar güzel anlatılablirdi.kaleminize sağlık hocam,bayramınız kutlu olsun.
sinem -- 30.11.2009 08:50
Dünya köyler bölgesi ve Yozgat
yozgat,türkiyenin ikinci tarım devrinde çok şeyi ıskalamıştır.bunun fakında degildir maalesef..
alpay -- 11.11.2009 20:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
6
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00