Ali DEMİRDAĞ // SAFLARI SIK TUTALIM
Kızılderililerin bir atasözü var: “Bir suda iki balığın kavga ettiğini görürseniz, oradan az önce uzun bacaklı bir İngiliz’in geçtiğine inanabilirsiniz.” Şu üzerinde yaşadığımız küre-i arzda, adı geçen bu milletin fitnesinden sadece Kızılderililer değil, hemen hemen bütün devletler nasibini almışlardır. Yakın tarihte Afrika ve Ortadoğu dediğimiz coğrafyayı santim santim bölerek; kabile ve mezhep farklılıklarına göre dizayn eden bu siyasî dessas, 1948 de kendilerine bu konuda tam bir varis olacak gayri meşru bir veledini de Filistin topraklarına yerleştirdi. Artık bu görevi; yani fitne, bozgunculuk, bölme ve parçalama, sonra da yutma görevini, yani siyasî canavarlık vazifesini bu yeni varisine bıraktı. Osmanlıyı parçalayan bu siyasî fitne; Hindistanda “Bahailik” diye bir din icat etti, Arabistanda da “Vahhabilik” diye bir mezhebi tezgahladı ve böylece Suudî ailesinin resmî mezhebi haline getirdi. Fakat burada bu kutsal Hicaz bölgesi bu fitneye itibar etmedi. Buna rağmen haritayı eline alınca baktı ki, bu kadar topraklar ve bu kadar enerji bu millete çoktur. İleride, “İttihadı İslama doğru” İsrail’in geleceği için de büyük bir tehlike arz etmektedir. Bu niyetle her an elinin altındaki hazır planlarından birini devreye sokuverdi. Türkiye bu oyunu gördü. Daha doğrusu bu ülke, bu tür entrikalara karşı şerbetli olduğundan dolayı kurdukları oyunları (Alevîlik- Sünnîlik, Türk-Kürt çatışması) farkederek; bu milletin mayasında mevcut olan ve manevî hayatına şekil veren birlik ve beraberlik ruhunu güçlendirerek fitne ve bozgunculuğa fırsat vermedi. Eski hatalardan dönüldü ve yaralar sarıldı. Bu tür fitneden eli boş dönen siyasî dessas, bize yakın olan ve ileride birliğimizi petiştirebilme ihtimali olacak iktisadî potansiyeli yüksek devletlerde (Katar, Arabistan) kaos çıkarmaya başladı… Şu anda Ortadoğuda olan olaylara baktığımızda: 1-Batı’nın; fikriyle, felsefesiyle, sahte insanî tavrıyla çöktüğünü ve fitneyle ayakta durmaya çalıştığını görüyoruz. 2-Terazinin Doğu kefesinin (siyasî, askerî, ekonomik) daha da ağırlaşacağının ayak seslerini işitiyoruz. Bize düşen: Dışarıdaki bütün bu olayları görerek, Ortadoğu’daki devletlere aklı selimle sulhu umumîyi telkin etmek, içeride de; muhalifi ve muvafıkı ile saflarımızı sık tutmak mecburiyetindeyiz. Bu fırtınada ve şiddetli kış mevsiminde bu fitne, aramıza su sızdırıp şu ülkede bizlere kutup havası yaşatmasın! 14.11.2017