Ali DEMİRDAĞ // CAMİLER HAFTASINDA BAZI TEMENNİLER
Fuzuli-i Bağdadînin çok güzel bir sözü var: “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.” Ben de O’nu rahmetle anarken yazıma böyle başlamak istedim. Biz yazmaya ve söylemeye devam edip tesirini de Cenabı Hakka havale edelim. Şimdi, her sene Ekim Ayının ilk haftasında Camiler ve Görevlileri hakkında ülke genelinde bir takım faaliyetler icra edilir. Hutbeler, vaazlar, seminer ve konferanslar tertip edilir. Bunlar yerinde ve çok güzel faaliyetlerdir. Zira Camiler, bir İslam ülkesinin tapu senetleridir. “Şeâir-i İslamiye”dendir. Yani İslamın sembolü ve bayrağı mesabesindedir. Müslümanların birlik ve bütünlüğünü tesis eden mukaddes yapılardır. Bu binalar, İslam adına yapılacak her türlü faaliyetin merkezi olmuştur. Ama gel gör ki; her türlü harekâtımızda ifrat ve tefritten kurtulamadığımız gibi, Camilere bakışımızda da ya ifrat, ya da tefrit etmişiz. Bir türlü vasatı (orta yol, Sırat-ı Müstakim) bulamamışızdır. Bunların örneği çok fazla ama ben burada son zamanlarda yaşanan bazı çarpıcı gerçeklerden söz etmek istiyorum: 1-Bir zamanlar Camiye çocuk getirmeyin, bayanlar gelmesin diye birtakım yersiz ikazlar duyduk. Sonra baktık ki, Camiler çocukların oyun salonu oluverdi. 2-Tehlikeli bir yaklaşımdan daha söz edeyim. Camilerdeki engelli cemaate mani olmak için oturakları kaldırtan bir zihniyet daha hortladı. Yahu bunun çaresi bu mu? Hem Camii diyorsunuz herkese kapısını açıyorsunuz, engellileri kapı dışarı ediyorsunuz. 3-Caminin civarı (Camiye ait mekân) Cami hükmündedir. İhtiyaç halinde orada da ibadet edilir. Bu sebeple ecdat, Camileri külliye haline getirmişlerdir. Yani demem o ki, Camiler; avlusuyla, abdesthanesiyle ve bütün müştemilatıyla tertemiz olmalıdır. Aynı zamanda söz konusu müştemilata giren yabancı biri, o şehir hakkında hüküm verecektir. Kısaca: Camileri, nasıl ki ibadete mahsus özel bir yer olarak görüyorsak, onun müştemilatına da (şadırvan vb.) o kadar titiz davranmak mecburiyetindeyiz. Son bir not: Diyanet İşleri Başkanlığı İmam ve Müezzinlerin görev tanımını açıkça yeniden belirlemelidir. Müezzinleri de, Çıraklık Eğitim Merkezlerinde en az bir aylık süre ile kursa tabi tutmalıdır. Bu kursta, elektrik ve diğer tesisat konularında bilgilendirilmeleri temin edilmelidir. Hatta bu kursu, Belediyeler de desteklemelidir. Zira tuvaletleri sel götürüyor. 09.10.2018