Ece DOĞAN // Bir eyvallah daha
Bir bayram daha kavuşmamıza vesile oldu. Umarım her özel gün sizin için bütün dilediklerim gerçek oluyordur da keyfiniz, sağlığınız yerindedir. Peki ya bu güzel ülke için dilediklerim, dilediklerimiz ne olacak? Daha doğrusu biz ne olacağız sanki biraz oturduğumuz yerden homurdanmaya alıştık gibi geliyor bana. Oysa ki İstanbul Seçimleri hepimize bir can suyu olmuştu. Her aile de ya da her mahallede olur ya birisi sürekli bir şeyleri oturduğu yerden eleştirir. Sonucun değişmeyeceğini bile bile söylenmeye devam eder. Arkasından bütün mahalle aman bakma sen ona konuşur konuşur susar o der. Ülkece sanki o kişiymişiz gibi geliyor. Bizde sanki çoğu şeyin değişmeyeceğini biliyoruz ama susmayı da beceremiyoruz söylemiş olmak için konu hakkında üç beş atıp oturuyoruz, hop tekrar yerimize. Alıştık gibi geliyor başta karşı çıkıp sonra karşı çıktığımız şeye de uyum sağlayarak yaşamaya. Buda beni endişelendiriyor açıkçası. En basitinden Wikipedia yasaklanmıştı biliyorsunuz. ‘’Aaa olur mu hiç öyle şey nasıl kaldırılır?’’ dedik, sonra eyvallah dedik oturduk yerimize. Şimdi başına sıfır koyup giriyoruz. Artık yasak olmasını düşünmüyoruz çünkü girmenin bir yolu var. Kısıtlandığımız unutulup gidiliyor böylece. Şimdi de Netflix, Blutv, Puhu Tv gibi oldukça aktif kullanılan çevrimiçi olarak film, dizi, belgesel izleyebildiğimiz platformlara geldi sıra. Rtük denetimi gelecekmiş bu platformlara. Benim anlamadığım neden gelecekmiş? Bu platformların kullanımı tercihe bağlı. Bir de izleyebilmek için ücret ödeniyor. 18 yaşından küçükler için çocuk kullanıcı modu mevcut. Örneğin ben 26 yaşında bir birey olarak ücretimi ödeyip herhangi bir platforma üye oluyor ve kendime bir dizi seçiyorum. Rtük diyor ki ‘’hoop dur bakalım o seçtiğin dizi senin ahlakını bozar ben biraz kesip biçeyim onu sen öyle izle.’’ Olur mu öyle şey ne kesmesi diyorum ama derken de yapacağınızı biliyorum. Söylenip söylenip bir Eyvallah daha diyeceğiz belli oldu. Sansür denetimi başlayınca bende her insan gibi sansürsüz kullanabilmenin yollarını arayacağım kesin. Bulacağım da eminim. Ama neden bulmak zorunda kalıyorum ben? Yasak olan bir şey mi yapıyorum ki? Konusu ilgimi çeken herhangi bir belgeseli ya da filmi evimde oturup kimseye karışmadan izlemek istiyorum sadece. Bu bile mümkün olmayacak artık. Çünkü ben asgari zekaya sahip bir birey olarak ne izleyeceğime karar verebilecek olgunlukta değilim. Kesilip biçilmesine ihtiyacım var. Ahlakım bozulabilir, izlediğim şey kurmaca mı gerçek mi ayırt edemem ben çünkü hemen özenirim izlediğim şeye! İşte mahallenin delisi yine konuşuyor sevgili okurlarım. Rtük bunu yapacak bizde bir şekilde alışacağız. Daha önce çok gördük çünkü benzer sahneler. Biz eyvallah diyeceğiz de dünya neler diyor bizim için bu daha da acıklı bir tablo. Netflix’in kurucusu’na Türkiye’de sansür uygulaması sorulduğunda ‘’Türkiye’yi konuşuyorsak böyle bir endişem yok. Biz Suudi Arabistan’da varız, Pakistan’da varız. Oralarda sorun çıkmıyor da Türkiye’de mi çıkacak?’’ demiş. Karşılaştırıldığımız ülkeler bu mu olmalı gerçekten bunu bir düşünmeliyiz diyorum. Biliyorum düşünüyorsunuz siz ama işte kızım sana söylüyorum gelinim sen anla benim ki. Her basit gibi gelen kısıtlama ve ardından gelen kabullenme en büyük düşmanımız. Kendimizi, bireysel alanımızı koruyacak gücü bir an önce toplamalıyız. Koruyacak güç demişken Salda Gölü ve Kazdağları’nda yaşayan bütün canlıların onların sesi olmamıza, onları korumamıza ihtiyacı var. Lütfen onları görmezden gelmeyin. Sevdikleriniz ve özledikleriniz ile birlikte keyifli bir bayram geçirmenizi diliyorum. 10.08.2019