Muhsin KÖKTÜRK // YOZGAT’TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 1
Yozgat zengin bir halk kültürüne sahiptir. Bu zenginliğin başında da düşünce ve duyguların iletim aracı olan sözcükler gelir. Uzun bir tarihsel geçmişi olan Yozgat yöresi ilginç sözcükleriyle tanınır. Bu sözcüklerden bir bölümü çevre illerde de kullanılan türdendir. Ama büyük bir bölümü Yozgat’ın kendine özgü ağız özelliklerini taşır. Yoğun ve yorucu bir araştırma-inceleme sonucu bir araya getirmeye çalıştığım sözcükleri burada size bölümler hâlinde sunacağım. Kuşkusuz Yozgat yöresine ilişkin sözcükler bunlarla sınırlı değil. Yöreye ilişkin tüm sözcükleri bir araya toplamak yıllar süren bir çalışma gerektirir. Hatta böyle bir çalışma bile tüm sözcükleri derlemek için yeterli olmayabilir. Önemli olan geniş içerikli bir yerel (yöresel) sözlük oluşturmaktı. Amacım da buydu zaten. Bu istekten böyle küçük bir sözlük doğdu. Umarım yeni kuşak bu çalışmayı daha da ilerilere götürür ve Yozgat kültürünün tanıtılıp geliştirilmesine katkıda bulunur. Aşağıda sunduğum küçük sözlükte bazı sözcüklerin ikili kullanımları verilmiştir. Yozgat folkloruna ilişkin çeşitli kaynaklar taranarak bazı sözcüklerin kullanıldığı yerler saptanıp aktarılmıştır. Bu aktarma sırasında alıntılarla ilgili bilgiler kısaca paylaşılmış, bilgilerine ulaşılamayan alıntılar yalnızca aktarılmakla yetinilmiştir. Deyimler sitede kendi adı altında toplandığı için sözlükte onlara yer verilmemiştir. Deyimlerin ayrı bir başlık olarak sunulması, bu zengin anlam içerikli sözcük öbeklerinin gözden kaçmamasını sağlamak içindir. Bir başka yazımda da onları bilgilerinize sunacağım. Yozgat yöresinde kullanılan sözcüklerle ilgili bu çalışma bir tez değildir. Herhangi bir doğruluk kanıtlama savı taşımamaktır. Çalışmanın yanlışları, eksikleri olabilir. Saptanan yanlışlar zamanla düzeltilecek, eksikler giderilecektir. Bu konuda her türlü eleştiri, öneri ve katkıya açığım. Yöreye ilişkin sözcükleri derleme düşüncesinin temelinde babam rahmetli Ali Rıza Köktürk yatmaktadır. Babam, yıllar önce Yozgat’ın bazı köylerinde (Büyük İncirli, Küçük İncir, Çandır) uzun süre ilkokul öğretmenliği yapmış ve bu sıralarda yöreyi gözlemlemiş, birtakım kültürel değerleri yazıya dökmüştür. Sağlığında Türkçe öğretmeni olmam nedeniyle bana verdiği bu yazılı kaynaklar benim için çok önemli bir kaynak olmuştur. Yozgat kültürünün aydınlatılmasındaki katkılarından dolayı onu bir kez daha rahmetle anıyorum. Yıllar önce “Yozgat Kültür Takvimi” adıyla takvimler (ilki 1994 yılında) çıkarmaya başlayan Sayın Ertuğrul Kapusuzoğlu’nu, bu takvimlerin çıkarılması için gereken parayı karşılayan dönemin Belediye Başkanı Mehmet Erdemir’i de saygıyla anıyorum. Çıkardığı takvimlerin hemen her sayfasını Yozgat halk kültürünün örnekleriyle süsleyerek kentimize büyük bir hazine bağışlamıştır. Bu ara söz konusu takvimler için ellerindeki örnekleri gönderen tüm Yozgatlılara da teşekkür ediyorum. Yozgat yöresinde kullanılan sözcükleri araştırırken günümüzde bazı web sitelerinin konuya eğildiklerini de fark ettim. Çok geniş çaplı olmasa da özellikle köy kökenli web sitelerinde bazı sözcüklere yer verildiğini gördüm. Bu da beni çok hoşnut kıldı. Kuşkusuz onlardan da yararlandım. “Türk Folklor Araştırmaları” adıyla bir dergi çıkaran ve ölümüne dek bu çalışmasını sürdüren rahmetli İhsan Hınçer’e duyduğum özel saygıyı da burada özellikle belirtiyorum. Sayın Hınçer, yalnızca güzel Yozgat’ımıza değil, Türkiye’nin tüm kentlerine ilişkin folklor değerlerinin tanıtılmasına, gün ışığına çıkarılmasına olanak sağlamış, bu yolla ülkemize büyük hizmetlerde bulunmuştur. Çalışmamın sonuna küçük bir kaynakça koydum. Çünkü emeğe saygım sonsuz. Yararlandığım kaynakları belirterek onların bu emeklerini sergilemek istedim. Onlara da teşekkürlerimi sunuyorum. Dilerim çalışmamı beğenirsiniz. Yozgat kültürüne “çam sakızı çoban armağanı” bir katkıda bulunabilmişsem ne mutlu bana!.. *** YOZGAT YÖRESEL SÖZLÜĞÜ -A- aba (I): Abla (kimi yerde anne anlamında). aba (II): Çoban giysisi. abril (april): Nisan ayı. Örnek kullanım: Sakın abrilin beşinden, camızı ayırır eşinden. (Atasözü) acar (acer): Yeni. afili: Gösterişli, çalımlı, oynak. ağartı: Süt, yoğurt ve ürünleri. ağırşak: Yün, iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça, teker biçiminde yassı nesne, kurs. ağmak: Sarkmak, aşağıya inmek, eğilmek, meyletmek, yükselmek, yukarı çıkmak. Örnek kullanım: Şu Yozgat’ın dağlarına ağsam ben, Yağmur olup Çamlık’ına yağsam ben, Haber etsem nazlı yâre yel ilen, Seher vakti divanına dursam ben. ağnanmak: Eşeklerin yere yatıp sağa sola dönerek sırtını kaşıma eylemi. ağrek: Koyun, keçi ve sığırların yaylımda dinlendikleri yer, işsiz, avare kimselerin toplandığı yer, delikanlılar meclisi. ağreklenmek: Hayvanların sineklerden korunmak için verdikleri çaba. ağrıklı: Sara hastası olan, saralı, hastalıklı. ağzı kızıl: Toy, olgunlaşmamış, ham, yumurtadan yeni çıkmış kuş yavrusu. aha: İşte. ahır sekisi: Sobanın, kaloriferin olmadığı dönemlerde insanların soğuktan korunmak için ahırların bir bölümünde hayvanlarla birlikte yaşadıkları yer. ahraz: Dilsiz. Örnek kullanım: Su gelir, millendirir, Çayırı çimlendirir, Şu kızın kaşı gözü, Ahrazı dillendirir. (Mâni) aklı çavdarlı: Deli, kaçık. alaçık: Üzeri dal ve hasırla örtülmüş kulübe, çardak, keçeden yapılan çadır, bostan çadırı, haymalık. alağaz: Çok konuşan, sürekli kavgaya hazır olan. alaş: Ala köpek. alayı: Hepsi. Örnek kullanım: Taşa vurdum pareyi, Seçtim gözü karayı, Yârime kurban olsun, Şu Çandır’ın alayı. (Mâni) alaz: Alev. alengirli: Gösterişli, tuhaf, acayip, karışık, çapraşık. ağlenmek (alenmek): Oyalanmak, durmak, zaman geçirmek, eğlenmek, eğleşmek. ağleşmek (aleşmek): bk. ağlenmek (alenmek). al ha: Bu nasıl şey, anlamında şaşkınlık uyandıran ünlem. allasen: Allahını seversen. andavallı: Geri zekâlı, aptal. apırcın olmak: Şaşırmak, çıkmaza girmek. arbaz: Cinsel yönden doyumsuz (hayvanlar için). arık: Zayıf, çelimsiz. arkaç: Davarların açıkta toplu olarak yattıkları yer, düz dağ sırtları, kuytu siper, yer, ağıl. asıvata: Ticaret, alışveriş. asbap: İç çamaşırı. Örnek kullanım: Asbap yudum, ben yudum, Kara Kekilli dudum, Ölsem, mezara girsem, Yine kesmem umudum. (Mâni) avgın: Suyun akıtıldığı, götürüldüğü ark. avurtlamak: Ağız dolusu, kabaca yemek. ayak yolu: Tuvalet, yüz numara, helâ. ayrıklı: Ayrı tutulmuş, benzerlerine uymayan, kural dışı olan, istisnai. azıtmak: Çığırından çıkmak ya da çıkarmak, ölçüyü kaçırmak. (Sürecek) 10.10.2018