Fevzi ÖZTÜRK // Hayatı hissedin ve onu yaşayın
Yeni bir yıla girerken; umudun ve umutsuzluğun yoğun olarak yaşanıldığında insan ne yazar? Nasıl yazar? Hayatın o umursamaz temposu içindeki hayal kırıklıkları olabilir mi bu yazının konusu? Ya da, her şeye rağmen, umudu yazarak iyimser bakabiliyor muyum hayata ? Türkiye ye? Esas konu bu. Bunca yıl yaşadıktan sonra hala böyle bir soru… Thedo Angelopoulus’ un şu sözü içimi acıtıyor: “ yaşamı tanımlamak için o kadar zaman harcadı ki, kendisi yaşayamadı…” Nereden gelip nereye gidiyorum? Belki de yılın sonu diye böylesi duygu ve düşünceler oluşuyor. Kolay değil soruların yanıtları. Nostalji ne zaman en güçlüdür? Geçmişe duyulan özlem yaşlılıkla mı, gençlikle mi en şiddetli dönemini yaşar? Bu açıdan Milan Kondera’ nın son romanı “Bilmemek” te şu satırlar yer alır: “Ardımızda bıraktığımız zaman daha geniştir. Bizi dönmeye çağıran ses daha karşı konulmazdır.” Bu deyişte keskin bir hava var, ama yanlış. İnsan yaşlanır, sonu yaklaşır, her an git gide kıymetlenir ve anılarla kaybedecek zamanı yoktur. Nostaljinin matematik çelişkisini anlamak gerekir ilk gençlikte. Yaşanan hayatın hacmi tamamen anlamsızken nostalji en güçlü noktasındadır. Ama ihtiyarlayıp da önünde koca bir geçmişten başka bir şey kalmayan insanlar için bu geçerli olabilir mi? Abidin Dino ile Yaşar Kemal’in imzalarını taşıyan “Yüzler” kitabında Yaşar Kemal insana, hayata dair şunları söylüyor: ”Yine de bir şeylere varabilme umudumuz olmasa, böylesine berbat edilmiş bir dünyada yaşamaya katlanabilir miydik? Bu kadar acıya nasıl katlanırdık?” Aslında dünyada her şey öylesine yaşamaya değer ki… Güzel, temiz, sevgi dolu yaşamanın özlemini her insan içinde taşıyor. Durmadan, usanmadan insan yüzlerine bakabilseydik, bakmayı öğrenseydik doğaya, insana, evrene, kendimize karşı bu kadar sevgisiz kalabilir miydik? Bu gelecek karanlığın acısını, kendimizi bildik bileli çekiyoruz, bu korkunç acıya nasıl dayanıyoruz? Her şeye karşın alabildiğine güzel bir dünyadan, var olan güzel insanlardan vazgeçme sevinci içimizi ısıtıp hayata daha çok bağlanmamızı gerektiriyor. O halde aşağıda William Shakespeare‘ ın sözlerini de yaşamımıza katar, rehber yaparsak, hayatımız anlamlaşır, derinleşir ve hak ettiğimiz şekilde yaşamış oluruz. Shakespeare hayatı şöyle tanımlıyor: Kendimi her zaman mutlu hissederim. Neden biliyor musunuz? Çünkü kimseden bir şey ummam. Beklentiler daima yaralar. Hayat kısadır. Öyleyse hayatınızı sevin. Mutlu olun ve gülümsemeye devam edin. Sadece kendiniz için yaşayın ve, Konuşmadan önce dinleyin, Yazmadan önce düşünün, Harcamadan önce kazanın, Dua etmeden önce bağışlayın, İncitmeden önce hissedin, Nefret etmeden önce sevin, Vazgeçmeden önce çabalayın, Ölmeden önce yaşayın. Hayat budur. Onu hissedin, onu yaşayın ve ondan hoşnut olun. Mutlu yıllar dileğiyle… 01.01.2018