Yasin Ali ER // YOZGAT,İDARE EDİLMESİ EN KOLAY İL VESSELAM !
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, AKP 6. Olağan il kongresi için Yozgat’a gelişi münasebetiyle hepimiz heyecanlanmış ve önümüzdeki seçimlerin de yüzü suyu hürmetine en azından göçün önüne geçilmesini sağlayabilecek müjdeler vermesini ümit etmiştik. Yozgat’ı daha önceki ziyaretlerindeki meydan mitinglerinde; “Yozgat marka şehir olacak” cümleleri hafızalarımızdaki yerini koruyan Sayın Cumhurbaşkanı’ndan, vilayetimizin fabrika bacalarıyla donatılmasına imkân sağlayacak ve böylece göç sorunumuzu mutlaka durduracak tek ama tek alternatif proje olan doğu ve güneydoğu illerine yönelik özel teşvik yasasının kapsamına Yozgat’ın da ilave edileceği MÜJDESİNİ umduk, bekledik… Her lider, ziyaret ettiği yerlerle ilgili olarak; ancak kendisine sunulan belgeler veya brifinglerde verilen bilgiler kadarını bilir. O çerçevede konuşur, anlatır ve vaatlerde bulunur. Bizim meselelerimize somut çözüm önerileri veya vaatleri sadır olmadı diye serzenişlerde bulunacak değilim. Sorun bizi temsil edenlerde, sorun bizim sorunlarımızı masaya doğru yatırıp teşhisi doğru yapmayanlardadır. Dünyanın en iyi cerrahının önüne apandisit ameliyatı olması gereken hastanın dalağını almasını söylerseniz, dalak gittiğiyle, apandisit patladığıyla, hasta da hayatını kaybettiğiyle kalakalır. Yani? Yanisi şudur. Cumhurbaşkanı Yozgat’a gelecek ve bu ili yönetenler, STK yöneticileriyle, iktidar ve muhalefet parti temsilcileri ayrımı gözetilmeksizin bütün siyasi partilerin temsilcileriyle, basın mensuplarıyla, icracı kamu kurumlarının yöneticileriyle, gerekirse günlerce toplantılar yapılarak bir konsensüs oluşturulup, ortak bir metin hazırlanılarak kendilerine takdim edilmeliydi. Ki; hangi istimlak alanı, karayolunun genişletme çalışmasıyla, orta yere gidiş dönüşü raylı sistemin oturtulması sağlanacaksa, hangi teknik verilerle yapılacağı açıklanmalı değil miydi? O engebeli arazide kurulması düşünülen hayal banliyösü yerine çevre yolunu şehrin dışına alıp, ana arterlerdeki trafiği rahatlatmanın hesabı içeride yapılabilirdi. Ki; Yozgat’tan göçüp başka illere yatırım yapan Yozgatlılar’ın veya başka yatırımcıların Yozgat’a gelmesini cazip hale getirebilecek YASAL YAKLAŞIM İÇİN sayın Cumhurbaşkanı’ndan START VERİLMESİ BEKLENSİN… Zaten Sayın Erdoğan da, banliyö hattı konusunun araştırıldığını söyleyip geçti. ************** Şehitler diyarı Yozgat… Hangi lider, bu sözü Yozgat’ın neresinde söylerse söylesin, hele de hitabet san’atının inceliklerinin yansıdığı ses tonuyla da söylendi mi; bizde hoşafın yağı kesilir ve o cümleden sonrasında ne söylenmişin, ne söylenmemişin hiç önemi kalmaz. Nitekim öyle oldu… Sayın Cumhurbaşkanı konuşurken salonda sloganlar susmadı. Sözün ne olduğuna dikkat edilmedi, verilmeye çalışılan bilgiler kimsenin umurunda değil gibi çılgınca alkışlar ve ‘İşte ordu.. İşte başkomutan.. ” gibisinden tezahüratlar arasında söylev tamamlandı. Hatta, arada bir Cumhurbaşkanı, buraya dikkat, burası önemli gibi sözlerle müdahale etmese, susup dinlemeyi hiç düşünmeyeceklerdi. O kalabalığın, sloganlar atarak kendini tatmin etmekten başka maksatları veya hançerelerini yırtarak bağırırken birilerine görünmeye çalışmaktan öte bir meseleleri yok muydu acep? Yıllardır Yozgat için düşünebilen insanların BİR ORTAK NOKTAYI dile getirdiğine tanığız. Bizi ancak kendimiz ayağa ve atağa kaldırabiliriz, biz ancak kendimiz yatırım yaparsak atılım yapabiliriz. Yeter ki sorunlarımızı icra makamlarına doğru iletmenin yollarını bilelim, bulalım ve başvuralım. İşte tam bu noktada Sayın Cumhurbaşkanı da bizim gibi düşündüğünü beyan etti. Konuşmasının son bölümünde, Yozgat’ın nüfusunun tabeladaki yazılan kadar az olmadığını, bir o kadar Avrupa’da, bir o kadar Ankara’da... velhasıl diğer yerlerde yaşayan Yozgatlıların 1,5 – 2 milyon nüfusu olduğunu belirten Sayın Erdoğan da aynı noktaya değinerek, “Artık devletin yatırım yapmadığını ama yatırım projelerini desteklediğini” belirtti. O cümlenin akabinde bekledim. “Hem de Yozgat’ı doğu ve güneydoğu illerini kalkındıracak o özel teşvik yasası kapsamına dâhil etmeye çalışacağız” der mi acaba diye heyecan bastı, damağım kurudu, yutkunamadım bile! Ama hayır… Sayın Erdoğan, kendi göbeğinizi kendiniz kesmelisiniz anlamına gelecek şekilde; “Yozgat’ın tanıtımını kendiniz yapmalısınız” dedi. Yozgat dışındaki Yozgatlıların yatırımlarını kendi memleketlerine yapmalarını sağlamak ve yatırımcı diğer iş adamlarının da Yozgat’a gelmeleri için bizim tarafımızdan ikna edilmeleri gerektiğini belirtti. Bu da bir doğrudur! Hayal kırıklığına uğradım diyemiyorum. Çünkü çarşambalar, perşembelerin habercisiydi. Nitekim kafamdaki acabalar gidip, yerini erimeye devam etme kâbusuyla başbaşa bıraktı. “Devlet kendi üzerine düşen sosyal hizmetleri yapar, bunun için gerekli kurum ve kuruluşları ihdas edip faaliyete geçirir ama yatırımı sen yaparsın kardeşim” anlamına gelen bu cümleye gık diyebilecek bir babayiğit çıkmaz, çıkamaz! Yozgat’ın cazibe merkezi olmasının; sadece ulaşım sorunlarının çözülmesi ile mümkün olamayacağını Sayın Cumhurbaşkanına doğru anlatacak bir köprü heyet olabilseydi, 14 ocak 2018 bizim için bir milat olabilir miydi bilemem… Ama sadece yapılan icraatları anlatıp, yapılacakları ise defalarca tekrar ettiğini “unutmadığı anlaşılır” şekilde anlatarak gitmezdi. Ben, satır arasında söylediği o iki kelimelik cümleyi çok sevdim. “proje bekliyoruz.” Kalabalığın gürültüsüne kurban giden bu cümle, aslında ayıbımızı yüzümüze vuran çok önemli bir tespit idi. İstemek yerine yapmayı düşünmek gerektiğini en yetkili ağızın söylemesi isabet olmuştur. Tüm konuşmanın kaseti DİNLENEREK seyredilirse, son bölümde kafamıza haklı yere inen bu balyozun tadına vakıf olunur. Yozgat, müstahdem atamaları, daire müdürlerinin yerleriyle oynama ve cicili biçili, allı güllü binalarla avutulmakla mutlu… Yozgat, idare edilmesi en kolay il vesselam! 158.01.2018