Yasin Ali ER // İtiraz etme hakkı
Düşünmek? Asla! Düşünebiliyorsanız ve hele bir de “bilgilerinize” dayanarak bir yanlışa işaret etmeye kalkışıyorsanız; haddinizi açmakla suçlanmanız an meselesidir. Artık alttan alta; “bilgisiz insanlar eleştirir” cümlesi pompalanmakta! Bilenler yapar, bilmeyenler eleştirirmiş! Yani DOĞRUSUNU bildiğiniz bir konuda bir yanlışa müdahale etmeye tevessül ettiniz mi, damganız hazır… Yeni moda entel anlayışına göre, “cahil, bilgisiz ve ebleh” sayılırsınız! Oysa Allah’ımız, mukaddes kitabımız aracılığıyla bize; ey insanlar diye başladığı her ayetinde öğüt verir. Bu öğütlerin büyük çoğunluğu da; öğrenme, adil olma, öğretme, akletme, düşünme, çalışma, haramdan kaçınma, dayanışma ve yardımlaşmayı yani adam gibi kulluk etmeyi kapsamına alır. Allah’ın elçileri ve bilhassa son elçisi Hz. Muhammed Aleyhisselam buyurur ki: “Sizden biriniz bir kötülük (yanlış veya bozuk iş, eylem, söz, olay) gördüğünde; gücü yetiyorsa eliyle düzeltsin. Eliyle düzeltmeye gücü yetmiyorsa; diliyle (sözle, söz söyleyerek, eleştirerek, yanlışa veya doğruya dair tarifler ederek) düzeltsin. Ona da gücü yetmiyorsa; kalbiyle buğz etsin (kınasın, ayıplasın, ya da düzeltebileceklerin düzeltmesi için dua etsin, hatta onlara anlatsın)”. Sosyologlar der ki, bireyin toplum içindeki yeri; algısı, bilgisi, anlayışı, anlatışı kadardır. Yetkiniz yoksa susun diyen sistemler bir bir iflas etmiştir. Susun diyen sistemlerin susturucuları, elinize bir şey geçmeyecekse, ya da konuşarak çözemeyeceğiniz hiçbir şey için fikir beyan etmeyin diyorlar. Klasik ve belki de aşınmış bir tabirle; yemeğin bozuk veya tatsız tuzsuz olduğunu anlamak için aşçı olmak gerekmez! Uzuna uzun, kısaya kısa, güzele güzel, çirkine çirkin, iyiye iyi, kötüye kötü diyebilmek için de alim olmaya hacet yoktur. Hatta mutluluğun resmini dağda koyun otlatan bir çocuğun yüzünde de, başını okşadığınız bir köpeğin tavırlarında da, okuduğundan keyif alan bir “okur”un gözlerinde de okuyabilirsiniz. Bu kadar psikoloji bilmek ne sanıldığı kadar zordur, ne de mektebine gitmek şarttır. Susun, düşünmeyin, fikir beyan etmeyin! Neden? Cahiller güruhuna yazılma ihtimaliniz var. Oysa her proje, plan, fikir, sistem veya eser için; aklı olan her bireyin iyi deme hakkını kullanması da eleştiridir, kötü deme hakkını kullanması da! Bundan niye rahatsız olunduğunu anlayabilmiş değilim. Yanlışın yanlışlığına işaret edebilmek için illa ki icra makamında olmak gerektiği dayatmaları bıkkınlık vermeye başlamıştır. “Ben bilmem, ağam bilir deyip sus” diyenler, genellikle ağanın gönüllü yalakaları ve patronunun yağdanlıklarıdır.! Tatlıya, refaha, iyiye, güzele ve kolay olana iltifat edebilen beyin ya da bedenlerin; acıya, zora, sıkıntıya ve çirkin veya çirkinliklere itiraz etme hakkı elbette olacaktır, olabilmelidir. Her iki durum da, sonuç itibariyle eleştiridir! O nedenle eleştirilmekten korkuluyorsa; “bir açığın açığa çıkması korkusu bazı paçaların tutuşmuş olabileceği” endişesini akla getirir. Eleştirmekten de korkmamalıyız. Ayağı yere sağlam basan önerilerle birlikte! Eleştiriyi sadece yargılama penceresinden bakmak olarak da ele almayınız. Önce kelimenin anlamını içinize sindiriniz! Sonra doğru yapmanızı sağlayacak en önemli yargının; yaptıklarınızın eksikliğini MAKUL önerilerle eleştirenlerden geldiğini anlamaya başlarsınız. Çünkü her yapılanı alkışlayanlar; tarihin dalkavuklar sayfalarına yazılırlar. Onlar hep yanıltıcı olmuşlardır. Devletleri bile batıran o goygoyculuk ve yardakçılardır. Doğruya yanlış, yanlışa doğru demek ise, en hafif tabirle taassuptur, tutuculuktur, sabit fikirliliktir, anutluktur. Doğruya doğru demek de, yanlışa yanlış demek de eleştiridir! Bu nüansı ayırt edemeyenlerin Aleme düstur dayatmaya çalışması abesle iştigaldir. Neymiş? Bilenler yapar, bilmeyenler ise eleştirirmiş. Bu anlayışın; “eleştirebilmek için bilgi sahibi olmak lazımdır. Akıl verebilmek için de; o cihette donanım icap ettirir. Bilmiyorsanız; öğrenin ve fikir sahibi olun” şeklinde düzeltilmesi ne kadar hoş ve yerinde olurdu. Öğrenmek, okumak ve bilgi sahibi olmak deyince; “nerdeee?” dediğinizi duyar gibiyim. İlaveten; “hadi canım sen de!” cümlesi de kabulümdür. Zor iş vesselam! 03.06.2019