Yasin Ali ER // NE SAYARSANIZ
İnsanoğlunun yakasına yapışan tembellik marazı sonucunda; öğrenmek ve kendi bilmek yerine, inandığını iddia ettiği dinin vecibelerini, kerameti kendinden menkul "GÜYA ULU"ların inhisarına bıraktığı için nice cemaatler, tarikatler, cemiyetler türemiştir. Malumunuz; cennet vaadiyle dolandırmalar, aparmalar, cukkalamalar, ırza geçmeler ve velhasıl her türlü istismar, salt bizim coğrafyamıza mahsus bir durum da değil. Engizisyon mahkemelerini oluşturtan da, Amerika'da toplu intiharlar yaşatanlar da, bölgemizde tekbirler eşliğinde kendi dinine mensup karşı grup addedilenlerin kellelerini uçurtanlar da AYNI MARAZDAN MAMUL ve MALULDÜRLER. Diğer yandan; bu türden namussuzluklar ve namussuzlarla görülmesi gereken hesabı; din olgusu ile derdi olanların İslâm Dini'ne fatura etmeleri, "kendi fikir, gözlem ve yorum acziyetlerinden" ibarettir. ********* Zoraki deri toplatılan dönemlerden, dizi dizi açılan masamsıtrak cadde ve ara sokak "tezgâhlarında" farklı fiyatlarla vatandaşın duygularına hitaben kurulan kurban pazarlarına varış! Yurtiçi için bilmem kaç lira, yurtdışı için daha az bilmem kaç lira! O masanın üstünde, "ne satın aldığınız söylenen kurbanı görürsünüz, ne dişine bakarsınız, ne eksik uzvu olup olmadığına! Bunca yıldır her türlü "ütülen", aldatılan ve ihlas ve samimiyeti istismar edilerek Uruguay'larda bıldırcın avına çıkan tosuncuklar nedeniyle inananların kafaları karışık... Öyle ya!? Kimlerin altından bir kalbur cücük çıkmadı ki? Vakıflar, dernekler... derken yarışta ben de varım diyen resmî ve veya özel ve özerk kurum ve kuruluşlar da ilanlarla, reklamlarla, dualarla, yakarışlarla, taklalarla, alkışlarla istiyorlar! Özetle; "kurban bedellerini bize verin, maksadınıza ancak biz ulaştırırız, hatta sizin aklınız zaten yetmez" demeye getiren cümlelerle! Daha da ileri gidip; perperişan vaziyetteki çocuk resimleri konarak basılan afişlerle duygulara hitap ederek, "tezgâha çekme çabaları"! ********* Bayram kavramının tüm anlamlarını unutturan ve uzatıla uzatıla tatil hükmüne düşürülmesiyle başlayan yozlaşma; git gide kurban kesme, dağıtma, ikram ve hanedeki fertlerle güle oynaya yiyerek bayram tadını idrak etme vecibelerini yok etmektedir. Halk da zaten bayramın icaplarını birer birer terk ederek; "amaaaan sendecilik ve üç on kuruş verip eziyetinden de kurtulmaya" kaçış seçeneğini benimsemeye başlamıştır. Pek yakında, tüm resmi kuruluşların afişlerini, üst geçitlerde, balkonlarda, bilbordlarda, ışıklı panolarda görürsek şaşırmayacağım. "İl müdürlüğümüzün ahırlarında özenle büyüttük, sizin için kesip fakir fukaraya dağıtacağız!" Ayrı ayrı fiyatlar ve ayrı ayrı ağlayan çocuk fotoğraflarının yer verildiği ağlatıcı afişlerde ayrı ayrı imzalar... İl Sağlık Müdürlüğü, İl Millî Eğitim müdürlüğü, Cumhuriyet Başsavcılığı, Vatandaşlık ve Nüfus İl Müdürlüğü, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, İl Özle İdaresi Genel Sekreterliği, İl Defterdarlığı vs vs... Öte yandan STK'lar da işe el atarsa en şanlısı Ziraat Odaları olur diye düşünüyorum. Yol göstermek gibi olmasın da; mandıracılar ve süt üreticileri de bir kampanya düzenleyebilir belki! Ama herbirinin ortak beklentisi; her meslek teşekkülü üyeleri kendi oda veya derneklerine karşı, mensubiyet şuuru içinde hareket eder... (mi acaba?) ********* Bu yazıda kast edilen; kimseyi itham ve işaret etmek olmayıp, BAYRAMIN, BAYRAM OLMAKTAN ÇIKARILIŞ SÜRECİNE DİKKAT ÇEKMEKTEN İBARETTİR. Bayram tatillerini uzatmayı lütuf gibi sunanlar; bu sonucu ya hiç hesap etmedi, ya da bu yozlaşmaya bilerek yol açtı. Ama gelinen nokta; "mesaj trafiğini arefe gününde halledip, gönül huzuruyla tatil keyfi yaşama" planları yapmaktır. Hele ki sosyal paylaşım sitelerinde (kopyala yapıştır cinsinden), en ağdalı dille yazılmış; "suçluysan af dile, masumsan affet ama illa ki git ve bayramlaş" demeye getiren öğütler verip de kendisi hiç bir kapıyı çalmayan tribün tellalları da işin bir başka çirkin yanı! ********* Ama kâh kaşlarını çatan “Nazlı Hilâl”e yakarıştır kurban! Bir gülücük alabilmek ve hür semalarda, hürriyetinin gurur ve kıvancıyla dalgalandığını görebilmek adına yalvarıştır bazen… Kâh o uğurda kanlarını helal etmektir. Yeter ki; temsil ettiği millet ve devlet, ebediyyen izmihlâle maruz kalmasın! Kâh, kapıya gelen bir çocuğa verilen şeker ve harçlık ile kurban kesemeyene gönderilen bir "pay"dır kurbanın anlamı! Ki; adının anlamındaki yakınlaşma, yaklaşma, yakınlık oluşsun! Bizzat kendisi yapıp yaşayarak, bizzat kendisi sevindirdiğini hissederek yaşanmalı ve yaşatılmalıdır kurban bayramları. Toplumsal dayanışma için FERDEN YAPILAN BİR İBADET OLDUĞU UNUTULMADAN, UNUTTURULMADAN... Vekâlet ruhsatı en çok CIVITILAN, ibadetin aslî anlamı korunmalıdır. Üstünde oynanmadık senaryo kalmayan ve çirkin karalamalara çanak tutmaya vesile olanlar, ellerini kurbanlarımızın üzerinden çekmelidirler! Bayramınızı tebrik ederim. 10.08.2019