Kadriye ŞAHİN // KÖPEKLERDE KÖYDEN İNDİ ŞEHRE
Bu aralar pek çok şeye canım sıkılıyor galiba. Sık sık yazı yazmak geliyor içimden. Al işte, nasıl sıkılmasın. Gün geçmiyor ki, sokak köpekleri birilerini parçalayıp hastahanelik etmesin. Köpek yüzünden, alış veriş yaptığım yol güzergahını değiştirmiş, almam gereken pek çok şeyi almadan eve dönmüştüm ki, televizyonun düğmesine basar basmaz, genç bir delikanlının, köpek yaralaması sonucu öldüğü haberiyle karşı karşıya kaldım. Hadi gel de üzülme.! Canın sıkılmasın.! Zaten canım burnuma gelmiş köpekler yüzünden. Gel de sinirlenme! Köpek; en sadık dost. En çok sevdiğimiz hayvanlardan biri. Varlıkları, her zaman huzur ve güven vermiştir biz insanlara. Asla, ev hayvanlarının beslenmesine ve yaban hayvanlarının korunmasına karşı değilim. Hatta, gereğinden fazla da hayvan severim. Çocuklarım küçükken, sevgi ve merhamet duygusuyla beslensinler diye, her türlü hayvanı evin içinde geçici olarak barındırıp besledim. Hepimiz biliyoruz ki, hayvanlar olmadan hayat olmaz. Canlısı olmayan Dünya, ne Güneş etrafında, ne kendi etrafında dönmez. Fakat, her şeyi yerli yerinde yaşatmak ve korumak gerekir. "Hayvan severlik" adı altında, köpekleri sadece doyurup sokaklara salmak, insanların yaşam alanlarını kısıtlamak, hangi hayra alamet.? Hangi sevginin göstergesi? Artık insanlar toplu halde, toplu mekanlarda yaşar hale gelmiş. Apartmanların bahçesinde köpek beslemek istesen de; komşunun biri rıza gösterse, diğeri karşı çıkıyor. Hayvan sevmek için, kimse rahatsız edilsin istenmiyor. Hal böyle olunca insanlar, hayvan sevgisini, sokaklarda beslediği köpekler, kediler ile gidermeye çalışıyor, yada onlara merhamet gösterdiğini sanıyor. Bir hayvana bakmak sevap, insanlık gereği de onları korumamız, barındırmamız gerekir. Fakat, hayvanları hazır yemeğe alıştırmak ne kadar doğru bilmiyorum? Sokak köpekleri, kedileri hazır mamalar ile besleniyor. Çöp kenarlarına bırakılan etleri, yemekleri, ekmekleri kesinlikle yemiyorlar. Hatta, kuru mama atıldığı zaman bile yanına yaklaşmıyor; hazır yaş mama bırakılırsa kokusunu alıp karınlarını doyuruyorlar. Köylerde, şehirlerde ihtiyaç dışı fazladan üreyen veya yaşlanmış olan köpekler, şehirlerde lokanta kapılarına, kasap önlerine, parklara bırakılıyor... Avlanarak, kendisi aranarak yiyecek arama yerine, sürekli hazır yiyecek yiyebilmek için, bu mekanların önünde bekliyorlar. Çoğu zaman, ses çıkarmasalar bile, alıştıkları saatte yiyecek verilmediği zaman, iç güdüsel olarak saldırdıkları oluyor. Şehirlere gezinti alanları yapılıyor. Parklar kuruluyor. Parklar, öylesine masraf edilerek süsleniyor, öylesine konforlu hale getiriliyor ki, apartman arasına sıkışıp kalan insanlar oturup, biraz nefes alsın, yürüyüşünü yapsın, kafelerde, mekanlarda çaylarını yudumlansın diye, dayanıp döşeniyor. Gel gör ki, köpeklerin yattığı kaldırımlarda yürümek ne mümkün. Parklar, köpeklerin barınma mekanı haline gelmiş durumda. Alış veriş yapmak için, kasap dükkanına giremiyorsunuz. Lokantanın kapısından geçmek için, önce köpekleri doyurmak zorunda kalıyorsunuz. Parklarda, çimlerin üzerinde yatan köpekler, sandviç, simit yemeye alışmış, sürekli insanların, çocukların etrafında dolanıyor. Yiyecek kokusuna yaklaşan hayvandan çocuklar korkuyor. Korku kokusu alan köpek fırsat bulduğu an, çocuklara saldırıyor. Sabah erken saatlerde yürüyüşe çıkanlar farkındadır. Sokak köpekleri, haçlı ordusu gibi, onbeş, yirmişerlik gruplar halinde bir birine zincirlenmiş şekilde sokaklarda, kaldırımlarda, parklarda, şehrin her yanında... Nereden ne zaman karşınıza çıkacağını kestiremediğiniz şekilde geziniyor ve sabahın erken saatlerinde aç oldukları için, en ufak tepki karşısında nasıl bir saldırıyla karşılaşacağınızı bilemiyorsunuz. Erken saatlerde okula giden çocuklar için korkulu rüya gibiler. Geçenlerde, bir arkadaşımla köye gitmiştik. Her evde köpek olmasına rağmen, köy sokaklarında bir tane hayvana rastlamadık. Köy sakinleri köpeklerini bahçelerine bağlamış, sadece uzaktan uzağa nadiren avlama sesleri duyuluyor. Özgürlüğü kısıtlanmış, mal, can güvenliğini sağlama görevi yüklenmiş, velhasılı sorumluluk verilmiş bu hayvanlar, kuru kemik, kuru ekmek, duru sudan başka bir şey yemediği halde, saldırma hareketine geçmeden, avlama sesiyle geleni, geçeni haber verip, görevini yerine getiriyor. Sahiplenilmekten dolayı olacak ki, hepside çok mutlu. Anlaşılan o ki, hayvanlar bile her şeyi hazır elde edip, türlü türlü beslendiklerinden, psikolojileri bozulup, gereksiz tepkiler göstere biliyor. Başka ne yapa bilir? Karnı doyan köpek, yapacak iş bulamayınca; elbetteki bazende, içgüdülerinin peşine takılıyor. Bu kadar çeşitli yiyecek yeseler de, sahipsiz oldukları için de mutsuz yaşıyorlar. Hayvanları kendi doğalarında, doğaları gereği davranarak koruma altına almak en doğru olanıdır diye düşünüyorum. "Hayvan sever" görünmek için, hayvanları pahalı, ithal mamalarla besleyip, tembelleştirmek, tabiatlarına aykırı şekilde, hayır kazanacağım diye hazırcı alıştırmak, ne hayvanın, ne insanın hayrınadır. O mamalar, önlerine dökülmese, çöp kenarına bırakılan ekmekleri yiyerek beslenecekler.Yada, en azından yiyecek aramak için şehirden uzaklaşacaklar. Hayvan Severler mamalara verilen para ile, bir öğrenciye burs vermeyi düşünseler... İçinde ne olduğu belirsiz, hayvan psikolojisini bile bozan bu mamalara verilen paralar ile daha hayırlı iş yapmış olurlar. Zaten, bu hayvanların çoğuda, yol kenarlarına, caddelere, bahçe dışına dökülen mamalar nedeniyle, gece arabalar çarpıp öldürüyor. Sabah, onlarca kedi ve köpeğin leşini çöp arabaları topluyor. İthal yemeye alışan insan, hayvanlara da ithal mama yedirerek, doğadan uzaklaştırdığının bilmem farkında mı? Hayvanlar da ithal yemenin rahatlığına alışmış olacak ki, doğayı bırakıp, çoktan şehre yerleşmeye başladılar. Evet, başladılar başlamasına lâkin, bu rahat yaşamın bedeli, ne yazık ki araba altında kalarak ölmekten öteye gitmiyor. Nihayetinde; ithal yeme, yedirme lüksüne kapılıp, köyleri boşaltıp, köyden şehre indik, hayvanları da indirdik de... Kimseye zarar vermeyecek şekilde nasıl sahiplenilir, bu hayvanların psikolojileri nasıl düzelir, saldırmalarının önüne nasıl geçilir, ölmemeleri ve öldürmemeleri için nasıl tedbir alınır...? Bu kadarını bilemiyorum.! Bildiğim tek şey, doğanın zinciri dağılıyor. Hiç hayra alamet değil. Kadriye ŞAHİN 07.01.2018