Kadim DOĞAN // Çocukluğumun şehri ve Basın Müzesi
Seçimlerle ilgili bir şey yazmak istemiyorum. Yozgat’ta milletvekili olan bütün arkadaşları tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum. Birkaç satırla seçimden bahsetmek gerekiyorsa yarım asırda yaşadığım en ilginç seçim. Her ne kadar baskın seçim dense de dilerim bundan sonraki seçimler hep böyle kısa zaman içinde yapılır. Gördüğüm yerlerde diğer seçimlere göre ses kirliliği yok gibi. Afiş, pankart, naylon poşet kirliği sıfıra yakın durumda. Sakin bir seçim süreci devam ediyor. Dilerim seçimleri sonucu da böyle devam eder. * * * Yozgat ile ilgili 2014 yılından beri beklediğimiz Yozgat Belediyesi Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi çalışmalarında olumlu bir gelişme olmadı. Önceki Belediye Başkanı Yusuf Başer zamanında başlayan ve belediye meclisinden kararı çıkarılan hatta yapılacak yeri belli olan basın müzesi çalışmaları yeni başkan ki dönemi bitmek olan sayın Kazım Aslan tarafından bir türlü hayata geçirilemedi. Ben Yozgatlı biri olarak Sayın belediye başkanımıza soruyorum. Neden basın müzesi yapılmasını engellediniz. Yozgat’ın bundan kazancı nedir? Hatta belediye başkanı olarak sizin kazancınız nedir merak ediyorum. Osmanlıda ilk Türkçe gazete çıkaran Çapanzade Agah Efendinin memleketi olması sebebiyle basın müzesi en çok Yozgat’a yakışırdır diye düşünüyorum. Bunca yazan çizen güzel insanın olduğu memlekette güzel ve zengin arşiv oluşurdu, ileriki kuşaklar bu arşivden yararlanırlardı. * * * * * * ‘’İnsan iki şeyi hayatı boyunca unutmazmış. Bir annesini yüzünü bir de şehrinin yüzünü.’’ Gerçekten de öyle. Bundan 52 yıl önce annemi kaybettim. 4 yaşında bir çocuktum. Son kez göreyim diye uykundan uyandırılıp annemin elini öptürdüler. O sahneyi ve annemin yüzünü 52 yıldır hiç unutmadım. Ve öptüğüm eldeki soğukluk geldiğince hala üşürüm… Nur içinde yat sevgili annem. İnsan kendi şehri de unutulmazlar arasındadır. Ne kadar değişse bile hep o eski evler o eski sokaklar akılda kalır. Kent ile insan bir bütündür aslında çocukluk ve ilk gençlik yıllarının geçtiği kent ile diğer kentler hep farklıdır. Hep en güzel kendi kentindir. Biz gençliğimizde Sorgun’a eski adıyla Köhne’ye “Küçük Paris” derdik. Paris’i de bildiğimiz için değil de televizyondan duyduğumuz kadarıyla dünyanın en güzel şehri kabul ederdik ve Sorgun’u ona eş tutardık. İlk kavgalarımızın şehri, ilk aşklarımızın şehri, ilk umutlarımızın şehri, ilk hayallerimizin şehri... İnsana dair her şeyin ilklerini yaşadığımız şehir seni unutmak mümkün mü? Şimdi çok çeşitli nedenlerle başka yerde yaşasak bile rüyalarımızı sende görüyoruz. Sende güzel bir şey olunca seviniyoruz kötü bir şey olursa üzülüyoruz. Sanki çocukluğumuzun şehri senin yüzünü hiç unutmadım. Hiçte unutmayacağım çünkü en kıymetlim annem sende emanet. Hayat gailesi savurdu hepimizi bir tarafa koştuk, koşturduk. Zengin olduk, yoksul düştük. Mal mülk, para pul hepsi yalan dönüp geriye bakınca değerli olan bir eş, iki kız bir de yarısından fazlası yaşanmış bir ömür. Çok şükür buna da çok şükür! Herkesin Ramazan Bayramını kutluyorum. Seçimlerin ilimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Herkese selam Yozgat’a HASRET. 13.06.218