Prof. Dr. M.Öcal Oğuz // SARIKAYA HAMAMINDA AREFE SUYU
Kültürümüzde Yozgat ağzıyla “arefe”, Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre “arife”, bayramdan önceki gündür ve Ramazan ve Kurban Bayramlarıyla ilgili hummalı son hazırlıklar bugün yapılır. Ev temizliği, köy, mahalle veya akraba ile Bayram Namazından sonra yenecek toplu yemeğin hazırlığı ve özellikle çocukların yıkanıp temizlenmesi, giyeceklerinin hazırlanması. Arefe suyuna girmek sadece çocuklar için değil, büyükler için de sevap olarak kabul edilir. Ancak “arılık duruluk”, “su gibi aziz ol” sözleri arasında arefe suyuna giren çocukların boylarının uzayacağı da söylenirdi. Bizim çocukluğumuzda kar veya yağmur yolları kapatmamışsa arafe suyuna girmek üzere köyden Hamam’a da giderdik. Hamam, bugünkü Sarıkaya’nın halk arasındaki adıydı. Bu ad kasabanın ortasındaki tarihî hamamdan geliyordu. Sarıkaya adı ise ilçe olma sırasında Aşağı Sarıkaya kasabasından ödünçlenmiş yeni bir isimdi. Hamam kasabasında eskiden Pazar günleri, sebze-meyve, tahıl, pırtı ve hayvan pazarı kurulurdu. Bu nedenle Hamam Pazarı ifadesi de yaygın olarak kullanılırdı. Günümüzde “Roma Hamamı” diye meşhurlaşan ama bizim yöre halkı olarak sadece “Hamam” olarak adlandırdığımız tarihî yapı, bütün güzelliği ve özelliği ile 1970’lerin başında ayaktaydı. Üstü açık ve büyük havuz erkekler hamamı, üstü kapalı ve küçük havuz ise kadınlar hamamı olarak adlandırılırdı. 7-8 yaşlarıma kadar rahmetli annemle küçük hamamda çok çimdim, çok arefe suyuna girdim. Yaşım biraz büyüyünce rahmetli babamla, sonra da kendi başıma erkekler hamamında arefe suya girdim, tumdum ve yüzdüm. Türkiye’nin “beton” yapılara yavaş yavaş sevdalanmaya başlandığı 1970’lerde Belediye bu tarihî yapıyı, kemerleri, süslü taşları ve havuzlarıyla birlikte yıktı, suyunu beton ve demirden yapılan yeni hamama taşıdı. Ne yazık ki tarihî miras şuuru pek gelişmediği için kimse “dur, yapma” demedi, hatta “eski taş yapıdan bizi kurtardı” diyerek memnun oldu. Şimdilerde halk da devlet de kültürün, kültürel mirasın ve kültür turizminin farkına vardı. Herkes 1970’lerde yıkılan hamamı yeniden ihya etmek, ayağa kaldırmak için gayrete geldi. Bu çabalar yavaş yavaş semeresini vermeye, Yozgat ve Sarıkaya bu tarihî eser sayesinde farklı bir alanda tanınır olmaya başladı. Bu tanınma sürecinin yeni halkası bir Ramazan müjdesi olarak UNESCO’dan geldi. Sarıkaya Hamamı, Mayıs ayında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine kaydedildi. Böylece ilerde asıl listeye alınmasının da yolu açıldı. Ben buna Yozgat’ın ve Sarıkaya’nın arafe suyunda yıkanması demek istiyorum. Bu tarihten sonra Yozgat ve Sarıkaya gerek ulusal gerekse uluslararası alanda yeni ziyaretçilerle karşılaşacaktır. Özellikle Yüksek Hızlı Tren de bu süreci olumlu yönde destekleyecektir. Ancak “yalnız taş duvar olmaz” veya “bir çiçekle yaz gelmez” sözlerini hatırda tutarak Yozgat’ın ziyaret ve konaklama seçeneklerini çeşitlendirmek gerekiyor. Örneğin Nevruz kapsamında Somut Olmayan Kültürel Miras Temsilî Listesine kaydedilen Çiğdem Günü, bir bahar festivali olarak kurgulanabilir, tarihî ve meşhur Haziran panayırı yeniden canlandırılabilir. Ayrıca Dünya Miras Listesinde olan Hattuşa’nın Yozgat’taki uzantıları çok iyi anlatılabilir. Büyüknefes’te Tavium, Şahmuratlı’da Kerkenez, Akdağmadeni’nde Muşali Kalesi, Osmanpaşa’da Emirci Sultan, Şefaatli’de Karabıyık Köprüsü, Konakları, Çamlığı, Akdağ Ormanları, kaplıca ve ılıcaları ve sayamadığım kadar kültürel ve doğal miras Sarıkaya Hamamı gibi listeye girmeyi, en azından tanınır olmayı beklemektedir. Yozgat Valiliği, Yozgat Belediyesi, Bozok Üniversitesi, ilçe kaymakamlıkları ve belediyeleri, ilgili kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları elbirliği ve işbirliği içinde ziyaret edilebilir, konaklanabilir, özgün yemekleri yenilebilir, güvenli gıdaları ve hediyeleri valizlerle eve, eşe-dosta götürülebilir bir Yozgat yaratmak için çalışmalıdır. Kültür turizminde müzeler önemli bir yere sahiptir. Yozgat, mevcut müzelere ek olarak irili ufaklı, özel veya kamu kaynaklı müzeler kurmalıdır. Bu müzelerin bir bölümü tarihe ışık tutarken, bir bölümü de yaşayan kültürü anlatmalıdır. Yozgat’a gelen ziyaretçinin gezip görmekten zevk alacağı mesleki ve tematik müzeler varsa güçlendirilmeli, yoksa kurulması desteklenmelidir. Eğitim, Kültür, Sanat, Edebiyat ve Basın başta olmak üzere her alanın geçmişini geleceğe taşıyan müzeler kurulmalıdır. Yozgat’ın eğitim tarihi pekâlâ tarihî bir okulda açılacak müze ile genç kuşaklara ve ziyaretçilere anlatılabilir. Yozgat’ın güçlü bir edebiyat geleneği var. Bu geleneği anlatan kapsamlı bir müze kurulabilir. Yozgat basını ve basın tarihi de öteden beri güçlüdür ve önemlidir. Türk basın tarihinin çok önemli ilk ve öncü şahsiyetleri arasında Yozgatlıların sayısı az değildir. Ayrıca basın araç ve gereçleri, matbaanın ortaya çıkışından bu yana çok çeşitlendi, çok gelişti. Bunların Yozgat özelince güçlü bir hikâyesinin müzede canlandırılması Yozgat’ı çok farklı ve özellikli bir konuma getirecektir. Yozgat bu müze sayesinde ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarının kendi mesleki duyarlılıkları bakımından da ayrıca ilgisini çekecektir. Sonuç olarak tekrar ifade etmek isterim ki Sarıkaya Hamamının UNESCO Geçici Listesine girmesini hepimiz sembolik anlamda arefe suyunda yıkanmak ve arınmak olarak okuyalım, Yozgat’ı geleceğin refah ve kalkınma bayramına hazırlanalım. Ramazan bayramınız mübarek olsun, ziyaret edeniniz çok olsun! 13.06.2018